… bütün kahredici gelişmelere karşın AKP’nin yine de hatırı sayılır bir oy oranını koruduğunu da biliyoruz. Öyle ki kamuoyu araştırmalarında yüzde 30’un bir puan altına düşmesinin bile, muhalif çevrelerde ve aydınlar arasında sevinç yarattığı düşünülürse, aslında ortada kapsamlı bir şekilde ele alınması gereken sosyolojik durum olduğu bellidir. Bu nedenle AKP’nin gerileme temposundaki yavaşlığın sevinilecek bir tablodan çok, kaygı duyulacak bir durum olduğu açıktır.
Biz her zaman iktidarı, bütün yönleriyle ve sektörleriyle siyasal İslamcı hareketi eleştirdik, laikliğin tasfiye edilme girişimine ve gericileşme sürecine karşı koyduk. Ancak, gericiliğe destek veren kitleleri, onların siyasal tercihlerini, ahlaklarını, oy verdikleri partilerle kurdukları ayıplı ilişkiyi hiç tartışmadık. Bu durumu toplumun aldatılmasına, yeterli siyasal bilinçten uzaklığına, aydınlanmamış olmasına ve nihayet dinin etkisine bağladık.
Hatta, kendi efendisine hayran olan köle tutumuna, celladına aşık olan kurban psikolojisine ve tevekküle sahip toplum kesimlerinin bu durumundan dolayı kendimizi suçladık. Onlara yeterli bilinci götüremediğimiz, halka ulaşamadığımız, toplumdan kopuk olduğumuz gibi bir dizi neden ürettik. Bunların bir kısmı, o da bir ölçüde doğru olsa bile hiçbir zaman gerçeği yansıtmıyordu. Bunu unuttuk. Egemen değer yargılarının, törelerin, geleneklerin, dinin eleştirisini uzunca süre ihmal ettik.
Oysa kitleler hiçbir zaman masum değildir. Kitleler, insanlığın karşılaştığı büyük felaketlerde genellikle iktidarların suç ortağıdır. Nedeni açık; emekçiler ya da genel olarak halk, tarihte her zaman iyi olanı tercih ve doğru olanı temsil etmez. Çünkü hiçbir toplum, tarihte her zaman devrimci ve ilerici bir rol oynamaz. Tam tersine, çoğu kez toplumun büyük kesimi karşı devrimci ve gerici bir rol oynar.
Egemen değer yargılarını, gerici gelenekleri, ilkel töreleri yıkmayacaksak biz neyi değiştireceğiz.
Bugün Türkiye’de, henüz büyük çoğunluk olmasa da azımsanmayacak bir toplam oluşturan kalabalıklar, ülkenin en akıl ve bilim dışı, cehaletle malül, en saldırgan, gerici ve en karanlık anlayışını temsil eden faşizan siyasal hareketlerini destekliyor. Eğer halkın tercihlerine saygı duyacak ve ona itiraz etmeyeceksek, iktidara yönelik bütün eleştirilerimizi, itirazlarımızı ve siyasal mücadele irademizi de askıya almamız gerekiyor.