Meraklısına ekonomi sözlüğü!

Türkiye’de yükselen döviz kurları ve ardından devreye sokulan dövize endeksli mevduat hesabı ile yaşanan düşüşler sonrası ekonomi, yurttaşların ana gündemi haline geldi.

Gerek yazılı gerek görsel medyada ekonomiye dair haberlerle daha önce ilgi alanı ekonomi olmayanların duymadığı terimler, günlük hayatta sık kullanılır hale geldi.

Diken ekonominin gündemde olduğu bugünlerde, günlük hayatta çok sık duyduğumuz terimleri ve anlamlarını sizler için derledi. 

İşte son dönemde hayatımıza giren ekonomi terimlerinin anlamları ve Türkiye’deki karşılığı: 

Arbitraj: Herhangi bir finansal değer taşıyan enstrümanın, dövizin veya malın aynı anda bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılarak kar edilmesi işlemi. 

Arz: Piyasada, belirli bir zaman diliminde ve belirli fiyatlar karşısında satıcının satmak istediği mal miktarı.

Borç stoku: Bir devletin, şirketin ya da kişinin belirli bir tarih itibariyle birikmiş borç miktarı. Türkiye’de merkezi yönetim brüt borç stoku 30 Kasım itibariyle 2 trilyon 707 milyar 800 milyon TL.

Borsa: İşlem görmesi kabul finansal değer taşıyan araçların alım satımının belirli yasalar çerçevesinde düzen içerisinde yapılmasını sağlayan ve ortaya çıkan fiyatların ilanına yetkili tüzel kişiliği taşıyan kamu kurumu.

Bütçe: Belirli bir tarih aralığı içinde elde edileceği tahmin edilen gelirlerle, yine aynı tarih aralığı içinde yapılması planlanan harcamaları (giderleri) gösteren cetvel. Türkiye’nin 2022 bütçe gelirlerinin 1 trilyon 472 milyar TL, giderlerininse 1 trilyon 750 milyar TL kaydedilmesi bekleniyor.  

Bütçe açığı: Giderlerin, gelirden fazla olması durumu. Örneğin, devletin elde edeceği vergi gelirlerinin harcamalardan az olmasında açık oluşur. 2022 yılı için Türkiye’nin bütçe açığının 278 milyar 374 milyon TL olması bekleniyor.  

Büyüme: Ekonomik büyüme, bir ülkede yurttaşların ihtiyaçlarını karşılayacak olan araçlarda ve ürünlerdeki artışa verilen isim. 

Cari fiyat: Belirli bir zamanda, piyasada yürürlükte olan ve enflasyonun etkisine göre belirlenen fiyat.

Çapraz kur: İki yabancı para biriminin, o para biriminin geçerli olduğu bir başka ülkedeki değerini göstermek için kullanılan terim.

Dalgalı kur: Bir ülke parasının diğer ülke paraları karşısındaki fiyatının piyasada döviz arz ve talebi tarafından belirlendiği sistem. Örneğin, Türkiye’de dolara talep artar ve bu sırada piyasadaki dolar miktarında düşüş olursa dolar kuru yükselir. Tersi olursa kur aşağı iner.  

Daraltıcı (sıkılaştırıcı) para politikası: Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan ve faiz oranlarının yükseltilmesi, piyasadaki para miktarının düşürülmesi gibi yöntemlerin kullanılmasıdır. Türkiye’de enflasyon yükselirken, faizlerin düşürülmesi bu nedenle eleştiriliyor. Zira genel geçer ekonomi teorisinde enflasyonun artışını engellemek amacıyla faizler de yükseltilir. 

Deflasyon: Piyasada mal veya hizmet sunumunun, talep edilen miktarı aşmasıyla fiyatlarının düşmesine denir. Piyasada talep edilenden daha fazla ürün varsa o ürünün fiyatının düşeceği kabul edilir. Aynı durum para için de geçerli. 

Devalüasyon: Bir ülkede yürürlükte olan milli paranın bizzat hükümet veya merkez bankası tarafından isteyerek düşürülmesine denir.  

Dezenflasyon: Enflasyon oluşumuna dair belirtilerin önlenmesi amacıyla alınan tedbirler verilen isim. 

Dış borç: Bir ülkenin kendi kaynaklarına ek olarak bir başka ülkeden veya finans kuruluşundan edindiği kaynağa verilen isim. Bu işlem sıklıkla döviz üzerinden yapılır. Kasım itibariyle özel sektörün ve kamunun döviz cinsinden brüt borcu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre 446 milyar dolar.

Dolarizasyon: Bir ülkede piyasa içindeki aktörlerin birikim ve değişim aracı olarak kendi milli para birimi yerine bir başka ülkenin para birimini, örneğin ABD Doları’nı kullanmasıdır. Türkiye’de son dönemde artan ekonomik belirsizlikler ve enflasyon nedeni ile döviz alımının artmasına verilen isim de diyebiliriz. 

Enflasyon: Fiyatlar genel seviyesinde hissedilir biçimde yaşanan ve süreklilik taşıyan artış. Türkiye’de TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon yüzde 21,31. Enflasyon Araştırma Grubu verilerine göreyse yüzde 58,65. 

Faiz: Kapitalist sistemde üretimin bir faktörü olarak kabul edilen sermayeyi belli bir dönemde kullanmanın maliyetidir. Bankalarda açılan vadeli hesaplarla, para (sermaye) bankaların kullanımına sunulur ve bu sürede bankalar belirli aralıklarla paranın sahibine kullanım ücreti öder. Faiz borçlanma maliyetini de gösterir.  

Finansal istikrar: Piyasa içinde faaliyet gösteren kurum ve sistemlerin istikrarını anlatmak için kullanılan ifade. Kısacası risklere veya ani gelişen şoklara karşı dirençli oluş hali. 

Fiyat istikrarı: Paranın bir ürünü alma gücünün fiyat hareketlerine meydan vermeden işlevini sürdürmesi. 

İhracat: Bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin diğer ülkelerdeki tüketicilere satılması.

İthalat: Bir ülkenin veya o ülkedeki kuruluşların başka ülkelerde üretilmiş mal, sermaye ya da hizmet satın alması.

Kalkınma: Üretim ve kişi başına düşen gelirin artmasıyla toplumun gelişmesi. 

Kara para: Yasal yolla elde edilmemiş ya da vergisi ödenmemiş para. 

Kişi başı milli gelir: Toplam milli gelirin, ülke nüfusuna bölünmesiyle ulaşılan gelir. 

Kleptokrasi: Bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal veya dini grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması. 

Liyakat: Bir mesleğe, sosyal konuma veya statüye gerekli görülen özelliklere sahip olma nedeniyle layık olma durum.

Manipülasyon: Piyasada canlılık yaratmak amacıyla gerçekçi olmayan alım satım işlemi yapmak.

Mevduat: Gerçek ve tüzel kişilerin, istedikleri anda ya da belirli bir süre sonra geri almak üzere belli finansal kurumlara yatırdıkları para. 

Parite: Bir ülkenin parası esas alınarak, diğer ülke parasının bu esas alınan ülke parası karşısında hesaplanan değeri. 

Piyasa: Alıcı ve satıcıların oluşturduğu bir değişim ağı. 

Resesyon: Ekonomik büyümenin belirli bir süre aşağı yönlü olması veya yavaşlaması. 

Sabit kur: Ulusal bir paranın, yabancı bir para değerine sabitlenmesidir. Bu bazen açık bazen de zımni olarak yapılır. 

Stagflasyon: Üretimin düştüğü  veya sabit kaldığı yerde, enflasyonun yükselmesidir. 

Temerrüt: Bir borç ya da yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesi. 

Vade: Borçlu olan kişiye borcunu ödemesi için verilen süre. 

Vergi: Devlet yapısının işlerini yürütmesi için halktan alınan para.

Zorunlu karşılık oranı: Banka ve diğer finansal kuruluşların, mevduat, kredi ve benzeri yükümlülüklerine karşılık merkez bankasında tutmak zorunda oldukları rezerv miktarı.