Ayrıca Kobani sorununu aşsanız da dışarıdan bakanların fikri değişmiyor. Bir kere bir yere oturtulmuş, hakkında kesin kanaat belirtilmiş Türkiye’nin yaptığı her şeyi mutlaka yanlış yapması gerekiyor. Bugün Kobani, yarın başka bir sorun gerilim unsuru olarak ortaya konuyor. Dünyadaki Türkiye algısının değişmesi için daha köklü tedbirlerin alınması, galiba en çok da üsluba dikkat edilmesi gerekiyor. Siyasilerimizin, siyaset üstü mevkide bulunanların, Türkiye’nin görünen yüzlerinin biraz daha yumuşaması şart.
Bir de dünyayla barışmak zorundayız. Bu kadar çok ülkeyle aynı anda kavgalı olamayız. Mısır ve İsrail ile küs olmamız bize sadece Ortadoğu’yu kapatmıyor, dünyadaki pozisyonumuzu da belirliyor. Suudilerle beğensek de beğenmesek de bir şekilde uzlaşmalıyız. Ermenistan ile yakınlaşmanın yollarını bulmalıyız. Kıbrıs sorununu çözemiyorsak, gümrük birliğinden doğan sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.
Amerika ile de medya üstünden konuşma huyumuzdan da vazgeçmeliyiz. Onun bizim istediklerimizi kabul etmemesini anlayışla karşılamalı, dünyaya sanki Amerika ile çatışma halindeymişiz gibi mesaj vermemeye özen göstermeliyiz. Bazı şeylerin bize rağmen yapılmış olması itirafının gücümüzü ve etkimizi arttırmadığını, tam tersine azalttığını görmeliyiz. Daha da önemlisi en kısa zamanda demokrasimizin ayıplarından kurtulmalıyız…