Önümüzde ikisi de Talibanlı iki olası senaryo var. İlkinde yönetimin zorla ele geçirilmesi, daha doğrusu müzakeresiz ve kanlı bir geçiş söz konusu, ikincisinde müzakereyle geçiş ve Afganistan’ın görece istikrarının korunacağı bir sistemin oluşturulması. İlkinde Türkiye’nin bir rol oynaması, kaostan fayda üretmesi çok olası görünmüyor. İkincisinde geçiş döneminde havaalanının kontrolünü elinde tutarak yeni ve belki bu kez işleyen bir düzenin oluşmasına katkıda bulunabilir.
Her iki senaryoda da Türkiye Taliban’a rağmen değil Taliban’ın rızasıyla Kabil Havaalanının güvenliğini ve işletilmesini üstlenebilir. Her ne kadar şu aşamadan destek için Amerika ile görüşülse de Türkiye hukuken de, siyaseten de Afganistan’da yeni yönetimin müsaadesiyle kalabilir. Aksi işgal anlamına gelir. Türkiye bunun askeri, insani ve siyasi sonuçlarına katlanamaz. Bunu da sanıyorum Ankara bilmekte ve görmektedir.
Söz konusu olan 500 kişilik ya da belki biraz daha fazla askeri varlığımızın Hamid Karzai Havaalanı’nı koruyup koruyamayacağı değil Taliban’ın rızası olmadan havaalanını işletemeyeceğidir. Siz istediğiniz kadar alanı ve yakın çevresini koruyun, inen uçakları koruyamadığınız, Taliban yönetimi inmesine müsaade etmediği sürece orada olmanıza gerek kalmaz. Askeri varlığınız fuzuli hale gelir. Bunu da ne biz, ne de bize yardım edecek ülkeler ister.