Devlet, daha önce onlarca çocuğunu karanlığa gömdüğü gibi, komada yatan Berkin’i de suçlu ilan edip kendini aklamaya uğraştı.
Kabataş’ta, hayal ürünü olduğu artık net olarak ortaya çıkan bir “saldırı” için verilen demeçlerin bir gıdımı bile Berkin’e layık görülmedi.
Fişek kendi kendine mi uçtu? Neden?
Neydi Berkin’in suçu? Alevi olması mı? Okmeydanı’nda oturması mı? Ekmek almaya çıkması mı? Ve Berkin, dayanamadı…
Acaba dayanamayan, sadece bedeni miydi? Yoksa bunca kirliliğin, riyakarlığın, ayrımcılığın, vahşetin hakim olduğu bir ülkede yaşamayı mı reddetti?
Berkin’in ölümüyle ilgili haberlerde, “başına gaz fişeği isabet eden” ifadesi ısrarla kullanılıyor. Sanki kendi kendine uçuşan fişeklerden biri, kazara Berkin’in o güzel kafasına denk gelmiş gibi.
Aksi kanıtlanmadığı sürece, o gaz fişeğinin bilerek, isteyerek atıldığını ve canına kast edildiğine inanıyoruz.
Tıpkı Ethem’e, Abdocan’a, Medeni’ye doğrultulan silah gibi… Tıpkı Mehmet’in üzerine sürülen cip gibi… Tıpkı Ali İsmail’e kalkan hain eller, sopalar gibi.