Mehmet Yaşin: Deniz Göktaş'ın öyküsü bana 'Gırgır' dergisini hatırlattı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Deniz Göktaş’ın öyküsü bana “Gırgır” dergisini hatırlattı.

70’li yılların başı. Bir milyon tirajlı Günaydın Gazetesi’nde çalışıyorum.

Patron Haldun Simavi… Modern Türk medyasının kurucularından biri. Bugün medyada aklı başında kim kaldıysa (çok kalmadı), onun eğitiminden geçmiştir.

Şimdi 100 yaşında. Hâlâ hayatta. Ve Türkiye’nin yaşayan gerçek tek basın patronu.

Bir gün, zırrrr telefon. Haldun Bey’in özel kalem müdürü Vahit, patronun beni çağırdığını söylüyor.
Ben de bir heyecan. Kalbimdeki ritim bozukluğunun başlangıç tarihinin o gün olduğunu sanıyorum.

“Yavrum”… Haldun Bey, tüm çalışanlarına böyle hitap ederdi.

“Senin gazetedeki Gırgır sayfasını haftalık dergi yapın…”

Bu kadar.

Emir demiri kesermiş…

Kurulan kadro müthiş. Başta o dönemin en ustalarından Oğuz ve Tekin Aral kardeşler var.
Ve birçok ünlü karikatürist ve mizah yazarı…

Gırgır Dergisi, Türk halkının mizah anlayışının en somut belgesi.

500 bin tirajla Avrupa’nın en çok satan mizah dergisi!

Her kapak bir olay…

Kiminde Demirel dansöz olmuş, kiminde Özal Tarzan kılığında, kiminde omuzu yıldız dolu komutanlar sahnede!

Kimseden itiraz yok. Hatta Demirel, kendisinin konu edildiği karikatürleri parti binasının duvarlarına astırıyor.

Anlat anlat bitmez! Don lastiği gibi, çek çek uzasın!

Ama o lastiğin direncinin tükendiği, koptuğu son bir nokta da var!

Mizahımıza limon sıkmayın lütfen!

Mehmet Yaşin’in yazısı