Doğrusunu isterseniz bu öykü bana fazlasıyla basit geliyor.
Kimseyi “yalancılıkla” suçlamadığımı burada söylemiş olayım ama koskoca Genelkurmay Başkanı, darbe ihbarı alınca böyle mi hareket eder: “Git bir bak bakalım, neler oluyor?”
MİT Müsteşarı, bir darbe girişimi ile ilgili istihbarat alınca Genelkurmay’a gidip başkan ile toplantı yapıyor ama kimseye bilgi de vermiyor: Çünkü darbe bilgisi teyit edilmemiş.
Peki, öyle bir darbe girişimin içinde Genelkurmay Başkanı’nın olup olmadığını nereden biliyordu?
Madem bilgi teyitli değil, eksik bir istihbarat söz konusu, o zaman Genelkurmay Başkanı’nın da bu işin içinde olup olmadığından emin olmalıydı.