İşsizlik rakamları açıklandı. Ağustos ayında işsizlerin sayısı 435 bin kişi arttı. Artışın nedeni, işgücüne yeni katılanlar değil. Yani 435 bin kişi, geçtiğimiz ağustos ayında işini kaybetmiş.
İşsizlik oranı yüzde 11.3’e çıkmış gibi görünüyor ama unutmayalım ki artık bir iş bulma ümidi kalmadığı için iş aramaktan vazgeçen ve bu nedenle işsizlik istatistiklerine girmeyenler ile birlikte bakıldığında işsizlik oranı yüzde 19.4’e ulaşıyor.
Yani memleketimizde çalışabilir nüfusta, her beş kişiden biri işsiz. Genç nüfusta işsizlik oranımız yüzde 19.9! Her beş gençten biri işsiz, sokakta.
Böyle bir tabloda, şimdi bir de Avrupa Birliği’ni tartışıyoruz.
Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın, demokrasiden ayrılma eğilimine giren Türkiye’ye yaptırım uygulamasını isteyenlere “Sen kimsin ya” diye sesleniyor. Oysa daha dört gün önce ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, şöyle diyordu: “Açık konuşayım, Avrupa’dan kopmuş bir Türkiye algısı, gerçeklik farklı olsa da 3. Dünya ülkesidir.”
Şimşek, bunu acaba Cumhurbaşkanı’na anlatmak için hiç fırsat bulamadı mı?
Peki ekonomisi böylesine kırılganlaşmış, neredeyse durma noktasına gelmiş bir ülkenin yöneticisi olarak biraz daha dikkatli davranması gerekmez mi? Hayır gerekmiyor, hatta tam tersine ekonomi duvara tosladığı için bilerek böyle yapıyor.
Böylece ekonomideki gerilemeyi, kendi iş bilmezliklerine değil, “Türkiye’yi kıskanan dış güçlere” bağlayacak, onun için böyle davranıyor.