Dünya nüfusunun dörtte biri Müslümanlardan oluşuyor. Ama ne yazık ki bazı Arap ülkelerinin petrol ihracatı hariç, hiçbir İslam ülkesi teknoloji üretemiyor. Bilimsel üretimde en son sıralardalar. Müzikte, mimaride, resimde, hasılı sanatsal ve kültürel alanda dünyada esameleri okunmuyor.
Ya hukuk ve demokrasi?
İşte en vahim görüntü de maalesef bu alanda… İslam toplumlarının neredeyse hiçbirinde hak ve özgürlükleri teminat altına alan hukuk ve demokrasi yok ve koyu bir istibdat rejimi hakim.
Koyu baskıcı ve diktatoryal rejimlerin hakim olduğu İslam ülkelerinde düşünen, sorgulayan, araştıran özgür ruhlu nesillerin yetişmesi mümkün olmadığı için, bilimsel düşünce gelişmemiş, yaratıcı zekaların önü hep kapatılmıştır.
Çünkü bilimsel üretim de, teknolojik gelişme de ancak hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir demokrasi ve özgürlük ikliminde sağlanabilir.
Hal böyleyken, “Müslümanlar uyanın” ya da “Emperyalistlere karşı direnelim” benzeri ucuz sloganlarla Müslümanların kurtuluşunu beklemek, geçici olarak kendimizi iyi hissetmemiz sağlayacak renkli hayallerden öte bir anlam taşımayacaktır.