Galiba son dönemde eli kalem tutan bazı insanlar tarih, sosyoloji, medeniyet ve felsefe kitaplarını sadece seyrediyorlar.
Bu yüzden üstat Necip Fazıl’ın ‘Büyük Doğu’ külliyatını ‘üst akla’ karşı yazılmış bir reddiye gibi görüyorlar.
Bu yüzden büyük şair Sezai Karakoç’un Batı ve İslam medeniyeti arasındaki büyük kapışmaya ilişkin analizlerini, yorumlarını ‘üst aklın’ amentüsü gibi anlıyorlar.
Bu yüzden merhum Cemil Meriç’in “Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalı’nın gözünde Osmanlı’yız. Osmanlı, yani İslâm. Karanlık, tehlikeli bir düşman…” ifadelerinin ‘üst aklın’ varlığını kanıtlamak için yazıldığını zannediyorlar.
Oysa tarihin bize naklettiği bir gerçek var ki, çağlar boyunca değişik coğrafyalarda, farklı kavimler, farklı mezhepler, farklı ülkeler ve farklı medeniyetler arasında büyük kavgalar, mücadeleler yaşanmış ve milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Ama bunların hiçbiri ‘üst akıl’ tarafından gerçekleştirilmemiştir.