“Besleme basın”, basın tarihinin ayrılmaz parçası gibidir… Besleme Basın, Demokrat Parti döneminin tanımıdır ama basının iktidarlar tarafından beslenmesi epey eskidir, ta Abdülhamid’e dayanır. Babıâli kararıyla, bir nezaret bütçesinden yardım gören ilk gazete Serveti Fünun’dur. Diğerleri Hazine-i Hassadan ve Ceb-i Hümayundan himaye olunurdu. Birkaç sene sonra bütün gazetelere maaş bağlanmıştır. Bunu kim yazıyor Servetifünun’un kurucusu Ahmet İhsan… “Besleme basın” deyimi Falih Rıfkı Atay’a ait, onun buluşu. İktidar yanlısı olduğu için ekstra banka ilanlarıyla sırtı sıvazlanan basını tanımlamak için kullanmıştı.
Bugün konuya yeniden geri dönmemim nedeni Ozan Bingöl’ ün Sözcü Gazetesi’ ndeki “Kamu bankalarının reklam harcamaları kimlere akıyor?” yazısı oldu. Kamu bankalarından birinin geçen yılki reklam harcaması 2005 yılının 374 katı olmuş. Bir diğerinin reklam harcamasında ise 298 misli bir artış gözlenmekte. Aynı dönemde iki büyük özel bankanın reklam artışı ise sadece 8 misli olmuş. Kamu bankalarındaki bu reklam harcama artışı nedir? O devasa paralar nerelere harcanmış?
Besleme Basın uygulaması Abdülhamid’le başlıyor… Demokrat Parti döneminde ise azmanlaşıyor… Bugün ise medyayı öldürecek kadar arsızlaşmış durumda. 2024 yılında okumadığımız, izlemediğimiz medyayı, bizim vergilerimizle varlık bulan kamu bankalarıyla finanse etmek sadece cebimizden para çalınmasına neden olmuyor, haber kaynağımız olması gereken medyayı da yok ediyor. Çünkü neredeyse bütün canlılar “beslenerek” büyürken, basın “beslendiğinde” ölüyor. Bugün karşımızda duran “cenaze” de bunun açık kanıtı zaten.