Matine geleneği ve Salihli Şiir İkindileri
M

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

Bu Sait kendini ne sanıyor, Allah aşkına?”

Haldun Taner kıpkırmızı bir suratla Meserret Kahvesi’nden içeri girer ve bu öfkeli soruyu sorar ortaya. Sonradan İkbal Kahvesi’ne ‘transfer’ olup orayı neredeyse kütüğüne işletecek Orhan Kemal, ne olduğunu, Sait Faik’i kızdıracak ne yaptığını sorar Haldun Taner’e…

Olay bir matineye gidiş serüvenidir.

Matineler ve şairler

Matineler şair ve yazarların okurlarıyla buluşması, yüz yüze gelmesi için bir neden, bir fırsattır. Okullarda yapıldığı gibi tiyatrolarda, sinema salonlarında yapıldığı da olmuştur.

Alkışın kıyamet gibi çalkalandığı zamanda, okura ulaşmanın en güzel ve kolay yolu matinede sahneye çıkmaktan geçmektedir…

1950’lerin şiir matineleri edebiyatın kamusal yüzünü görünür kılmakla kalmaz, şairlerin okuyucusuyla yan yana gelmesine de olanak sağlardı. Sinema salonlarında olduğu kadar dernek binalarında ve üniversite amfilerinde düzenlenen matinelerde şiir okuma etkinlikleri, adeta toplumsal bir buluşma ve bir arada olma nedeni haline gelirdi.

Kitapların pahalı, dergilerin sınırlı sayıda olduğu dönemlerde matineler şiirin dolaşımını artırmakla birlikte, şair-okur ilişkisini doğrudan karşılamaya dönük bir içerik üretirdi.

Bugün hâlâ etkisini sürdürdüğünü iddia edemeyiz. Şiir etkinlikleri, imza günleri, söyleşiler düzenleniyor ama bir matine havası var mıdır, emin değilim. Düzenli aralıklarla yapılan söyleşi ve şiir okuma akşamlarında okurlar kadar şairlerin de bir araya geldiğini, heves ve heyecanla şiir okuduğunu günümüz için de söyleyebiliriz ama etkisinin geçen yıllara rağmen sönük olduğu, en azından kişisel gözlemlerimiz arasında.

Salihli Şiir İkindileri

Günümüzde sürmekte olan en önemli şiir matinesi Salihli’de. Salihli Şiir İkindileri 1980’lerin ortalarından beri memleketimizde varlığını devam ettiren en önemli şiir buluşmalardan biri. Etkisini sürdürüyor.

Araya giren zamana, boşluklara rağmen 25 Aralık 1985’ten beri süren Salihli Şiir İkindileri varlığını uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış Zafer Keskiner ve Şadan Gökovalı’nın çabalarına borçlu. Askeri darbenin hüküm sürdüğü, ‘huzur ve güven‘in postallarla çiğnendiği zamanın sesi soluğu şiir olunca, dinleyicilerin ilgisi de o sesi çoğaltmak için var olmuştur.

Cemal Süreya, “Şiirin başkenti” diyor Salihli için. Yılını anımsamıyorum ama Arif Damar’ın onur konuğu ikindiye dinleyici olarak katılmış ve insanların şiire yoğun ilgisine hayran kalarak şehirden ayrılmıştım.

Aziz Nesin, Şükran Kurdakul, Can Yücel, Kemal Özer, Ataol Behramoğlu gibi şairlerin ikindi zamanlarına şiirleriyle konuk olduğu aklımda. Başlangıçta her mevsim düzenlenen ikindiler, bahar ve güz dönemlerinde düzenleniyor uzun yıllardır.

20’li yaşlarımdan beri hayranlıkla okuduğum, her şiirine hayranlıkla saygı duyduğum Danimarkalı şair Erik Sitinus da bu ikindilere (Kemal Özer çevirisiyle) konuk olmuştu. İkindilerin uluslararası bir yönü de var nihayet.

52. Salihli Şiir İkindileri katılımcıları.

Bu kasımda 52’inci kez düzenlenen Salihli Şiir İkindileri’nin danışmanlığını uzun yıllardır şair Tuğrul Keskin yürütüyor. Veysel Çolak’ın ‘Dionysos Şiir Ödülü‘nü, Ercan Kesal’in ‘Dionysos Onur Ödülü‘nü aldığı 52. Uluslararası Salihli Şiir İkindileri’nde Hülya Ersezgin’in resim sergisi olduğu halde, Nazan Kesal sahnede bir başka şaire, Füruğ Ferruhzad’a ses verdi ve Yaralarım Aşktandır oyununu sahneledi.

Ümit İnatçı, Marius Chelariu, Anastasiya N. Stoeva, C. Hakkı Zariç, Rona Aslan, Süreyya Akçay, Eren Aysan, Duygu Kankaytsın, Ünal Ersözlü, Hasan Ulaş, Hakkı Avan dünyandan, Türkiye’den ve Salihli’den ikindiye katılan şairlerdi bu güz. Çellist Adasu Akın’ın muhteşem konseri de unutulacak gibi değildi elbette.

Her ikindide salonun dopdolu olması, insanların buna rağmen ayakta ve saatlerce, saygıyla şiir dinlemesi, şairi sahneden ağırlaması en azından artık ve nice zamandır memleket sathında pek de görülebilecek bir durum değil.

Bu kadar etkili, ilgili ve heyecanlı bir şiir dinleyicine seslenmek, şiir okumak, onlarla bir arada olmak her şair için heyecan verici. Okuruyla yan yana gelmek ve kitap imzalamak her şair için olağanüstü bir duygu.

Matine öncesi Sait Faik öfkesi

Haldun Taner, Oktay Akbal, Orhan Hançerlioğlu, Özdemir Asaf, Behçet Necatigil, Orhon Murat Arıburnu, Sabahattin Kudret Aksal dahil pekçok edebiyatçı o gün Üsküdar Kız Lisesi’nde bir matineye gidecektir.

Sait Faik, Özdemir Asaf, Almet Üstel.

Matineye gidecekler Üsküdar’da kendilerini bekleyen otobüse binmiş, yerine oturmuştur. Sait Faik’i beklemektedir hepsi. Sarı Sait birazdan görünür, yanında sevgilisi olduğu halde araca biner ama o da ne, oturacak yer kalmamıştır. Sait Faik bu, kızar. Kızmıştır. Küfreder…

Haldun Taner.

Haldun Taner, bu küfrün kendisine de edilip edilmediğini sorar ve “Sen de…” diye yanıtlar onu Sait Faik… Basının diline düşmemek, o sıralar hasta olan arkadaşına zarar vermemek için susup sineye çeker Haldun Taner. Matineye gitmek üzere yola koyulurlar…

Matine devam ediyor

18 Kasım 1906 doğumlu Sait Faik yaşasaydı 119 yaşında olurdu. 11 Mayıs 1954’te hayat onu aramızdan aldı maalesef… Matineler, sinemalar, ada ve ada yolcuları, balıkçılar ve mahkeme koridorları biraz daha ıssızlaştı o günden beri…

İyi ki şiir memleketin ve dünyanın kalbinde çağlamayı sürdürüyor… “Salihli şiirin başkenti” mi, neden olmasın? Matineleri devam ettirdiğine de kuşku yok üstelik…