Geçen yılın son yazısında dünyanın “yeni normal” arayışına değinmiş ve sözü Türkiye’ye getirmiştik: “Türkiye AB, ABD, Rusya ve Ortadoğu’daki bölgesel ülkelerle çok yönlü ve ‘eşit’ bir ilişki kurup, ‘yeni normal’ oluşturmaya çalışırken, aynı şeyi içeride de yaptı. Devlet toplum ilişkisi, siyaset- devlet ilişkisini yeniden kurguladı.”
Amacı da birilerinin sürekli beslendiği “toplumsal kutuplaşmayı” tarihin çöp sepetine atmaktı.
Aslında geç kalınmış bir adımdı bu. AK Parti bunu 2011 seçimleri sonrası yapmaya hazırlanıyordu ama güç odakları özellikle 2013’ün ortasından itibaren derin kuşatma ve çok yönlü terör saldırılarıyla bunu geciktirdi. O günlerde bunun ipuçlarını yeni toplumsal sentez olarak yazmıştım.
Nihayet o günler geldi. Halen kuşatmayı sürdüren ve besleyenler var ama 15 Temmuz gibi destansı bir direnişten ve 16 Nisan referandumundan sonra etkili olamayacakları anlaşıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk çıkışı bu sürecin bir ürünü… Bu çıkışıyla bir kez daha statükocu siyasetçi, medya ve aydınların ezberini bozdu.