Sağlık Bakanlığı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav öncesi öğrencilere ‘sınav stresi ve kaygı yönetimi’ konusunda önerilerde bulundu.

Sekizinci sınıf öğrencilerinin LGS kapsamındaki merkezi sınavı yarın. 1 milyon 10 bin 916 öğrenci yarın hayalindeki lise için ter dökecek. Peki sınav stresi ve kaygı nasıl yönetilir?
Sağlık Bakanlığı’nın öğrencilere önerileri şöyle:
“Sınav hazırlığı öğrenciler için yoğun bir bilgi edinme sürecinin yanında önemli bir ‘duygusal yük’ anlamına geliyor.
Bu süreçte ortaya çıkan sınav kaygısı kontrol edilemediğinde, öğrencinin bilgi düzeyinden bağımsız olarak akademik performansının olumsuz etkilenebiliyor. Kaygının bastırılması değil, fark edilerek kontrol altına alınmasının önemli.
Derin nefes alma, gevşeme egzersizleri, içsel telkinler ve dikkat odağını soruya yöneltme gibi yöntemler, kaygının yönetilmesinde etkili.
Sınav sürecinde öğretmen ve ailelerin tutumu, öğrencinin psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Destekleyici bir çevre, öğrencinin yalnızca başarıya değil, sağlıklı bir sınav sürecine de odaklanmasını sağlar.
Sınava yönelik endişenin, çoğu zaman sadece bilgi eksikliğinden değil, sınavın anlamı, beklentiler ve kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerinden de kaynaklanabiliyor.
Kaygı kontrol edilebilir bir düzeyde dikkat ve motivasyonu artırabiliyorken, kontrol edilemediğinde hem fiziksel hem de ruhsal problemlere neden olabilmektedir.
Mide bulantısı, kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi fiziksel belirtiler hisseden, dikkati dağılan, öz güveni azalan öğrencilerin performansında düşüşler yaşanabildiği gibi, özellikle sınavın sonucu üzerinde fazla yoğunlaşmak, felaket senaryoları kurmak ya da kendi yetersizliğine inanmak da kaygıyı artıran etmenler arasında yer almaktadır.
Sınavda başarılı olabilmek için yalnızca akademik bilgi yeterli değil. Öğrencinin zihinsel ve duygusal olarak dengede kalması da en az bilgi kadar önem taşımaktadır.
Bu nedenle sınav öncesi dönemde düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve ekran süresinin sınırlandırılması gibi temel yaşam alışkanlıklarının korunması gerekmektedir.
Bu süreçte öğrencilere sınavın ‘kişiliklerini ya da yaşam değerlerini belirleyen bir unsur’ olmadığı, yalnızca mevcut bilgilerinin değerlendirildiği bir araç olduğunun sık sık hatırlatılması önemlidir.
Sınav sürecinde öğretmen ve ailelerin tutumu, öğrencinin psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici rol oynuyor. Anlayışlı, güven veren ve yargılamayan bir yaklaşım, öğrencinin kendine olan inancını pekiştirir.
Destekleyici bir çevre, öğrencinin yalnızca başarıya değil, sağlıklı bir sınav sürecine de odaklanmasını sağlar. Bu dönemde ruh sağlığını koruyan yaklaşımlar, öğrencilerin sadece sınavı değil, yaşamı da sağlıklı biçimde yönetmesini mümkün kılmaktadır.”