ECE PİROĞLU
ecepiroglu@diken.com.tr
@ecePIROGLU
Bugün İstanbul Saraçhane Parkı’nda ‘Büyük Aile Buluşması’ vardı. Muhabirimiz Ece Piroğlu mitinge katılanlarla konuştu, detayları kaydetti, izlenimlerini yazdı.

Fikirde Birlik ve Mücadele Platformu’nun düzenlediği RTÜK’ün de kamu spotu olarak yayınladığı ‘Büyük Aile Buluşması’ adı altında LGBTİ+’ları hedef alan miting ‘Valiliğin onayıyla’ ve ‘polis güvenliğinde’ yapıldı.
Kadınların düzenlediği eylemlerden ve Onur Haftası’nda yapılan yürüyüşlerden görmeye ‘alışık’ olunan yol kapatma, metro seferlerini iptal etme, eyleme katılanları gözaltına alma ve sert müdahale gibi şeyler bu mitingde olmadı. Polis sadece alana girenlere üst ve çanta araması yaparak ve tipine bakıp ‘uygun’ görmediklerini almayarak, mitinge katılanların ‘güvenliğini’ sağladı.
Öyle ki dokuz8haber’in muhabiri Simge Çakır haber takibi için geldiği mitinge polisin ‘uygun’ görmemesi sebebiyle alınmadı. Kendilerine öyle talimat verildiğini ve miting görevlilerin gelip onay vermesiyle içeri alınabileceği söylenerek bir süre alanın dışında bekletilen Çakır, görevlilerin gelmesiyle alana girebildi.
Cumhurbaşkanı’na taleplerini gönderecekler
Mitingde gencinden yaşlısına, çocuğunun elinden tutup gelen anne babalara kadar geniş bir katılım vardı. Alan girişinde dağıtılan Türk bayraklı tişörtleri ve şapkalarını takanlar alana doğru hızla ilerlemeden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilmek üzere ‘Aileni ve Neslini Koru; Sapkınlığa Dur De’ başlıklı taleplerini içeren metni imzaladılar. İmzacılar, Erdoğan’dan LGBTİ+’nın suç kabul edilmesi ve buna yönelik kanuni düzenleme getirilmesini istiyorlar.

Alanda üniversiteli gençlerin çoğunluğu da dikkat çekiyordu. Çimlerde oturan bir grup genç kadınla sohbet ediyorum. İsmini vermek istemeyen bir genç, ‘İslamiyete sahip çıkmak’ için burada bulunduklarını’ söylüyor: “LGBTİ+ emperyalist güçlerin bu topraklardan Müslümanlığı silmek için kurdukları bir oyun. Onlar kendilerini azınlık görüyorlar ama aslında azınlık olan, dışlanan bizleriz. Bu oyunu yıkmak için burdayız.”
Basına ambargo
Çimlerden ayrılıp sahnenin olduğu tarafa doğru ilerlerken kürsüden katılımcıları sık sık LGBT+ bireylere karşı provokatif ve nefret suçu oluşturacak söylemleri kullanmamaları ve basına röportaj vermemeleri konusunda uyarıyorlar.
Müzik gerilimi
Miting saatine kadar şarkıcı Yusuf Goncagül sahneye çıkıyor. Goncagül’ün konser verdiği sırada alanda ‘aykırı’ sesler yükseliyor. Sarıklı ve cübbeli bir grup, gitar çalınmasını ‘şuursuzluk’ olarak niteleyerek, müziğin kapatılmasını istiyor: “Gitar dinlemeye geldik sanki biz buraya. Bunları sahneden indireceğiz. Ayıp ya, hepiniz sessizsiniz bir de bu duruma. Biz buraya zurna dinlemeye mi geldik? Siz buraya niye geldiniz? Konsere gidin o zaman. Bu ne şuursuzluk. Böyle saçmalık olmaz.”

Bu ahlaksızlar Türkleri içten yıkmak istiyor
Alanda aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ne karşı da sesler yükseliyor. ‘İstanbul Sözleşmesi’ni nasıl iptal ettirdiysek bunları da yollayacağız’ sesleri arasında ilerlerken 72 yaşındaki Salih Güdücü’ye neden sözleşmeye karşı olduğunu soruyorum: “Kaldırdılar iyi ettiler. Emperyalizm milli kimliği bozmak için uğraşıyor. Milletleri kimliğinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Buna Türk milleti razı olmaz, olmayacak. İstanbul Sözleşmesi bu tür ahlaksızca davranışları topluma empoze etmeye, serbestleştirmeye çalışıyordu. Bu bize değil hiçbir millete yakışmaz.”
74 yaşındaki Feridun Yüce ise ‘İstanbul Sözleşmesi’nin Türk aile yapısını bozduğunu’ ileri sürüyor: “Nikahsız yaşamayı, gayrimeşru çocuk yapmayı teşvik ediyorlar biz bunlara karşıyız. Bu ahlaksızlar Türkleri içten yıkmak istiyorlar. Aile yıkıldı mı her şey yıkılır.”

Putin sağ olduğu sürece…
İsmini vermek istemeyen 70’li yaşlarındaki bir kişi de tüm dünyanın İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olduğunu savunuyor: “Putin mesela ‘ben sağ olduğum müddetçe bu yaşantı İstanbul Sözleşmesi adı altında bu ülkeye giremez’ dedi. Amerika da karşı. Bu yaşantının bir insana normal ve mutlu bir hayat sağlamayacağını gören, milletini korumak isteyen tüm ülkeler karşı çıktılar. Türkiye bunun etkisine girdi gireli nüfustaki artış itibarıyla dördüncü sıraya düştü. Fransa gibi bir ülke bile Türkiye’yi geçti. Evlilikler bitiyor. Sapık, haz peşinde geçen toplum oluyorsun. Deccalin takımı bunlar. İnsanlık hayatını mahvedip şeytani düzen kurmaya çalışıyorlar.”
Slogan atılmaması yönünde uyarıların dikkate alınmadığı ‘sessiz mitingde’ sık sık kalabalıklar arasından tekbir sesleri yükseliyor.

Kürsüye çıkıp konuşma yapanlar arasında TRT 1 dizisinin oyuncuları dikkat çekiyor. Payitaht Abdülhamid dizisinden Bahadır Yenişehirlioğlu ile Ali Nuri Türkoğlu ve Gönül Dağı dizisinden Burak Haktanır’ın konuşmalarının ardından sahneye Vatan Partisi’ni temsilen Genel Başkan Yardımcısı ve Öncü Kadın Genel Başkanı Meltem Ayvalı çıkıyor.
İstanbul Sözleşmesi ve kadınları hedef gösteren Ayvalı, kadınların feminist yürüyüşlerinde ‘mor bayrak’ kullanmasına karşı çıkıyor:
“İşte Türkiye gerçeği budur başka yerlere bakmasınlar. Elinizde bir tek bayrak var o da Türk bayrağı. Bakın feminist yürüyüşlere, onur yürüyüşlerine Türk bayrağını bırakmışlar mor bayraklar, renkli bayraklar almışlar ellerine. Bizim elimizde Türk bayrakları var, en büyük insan hakları mücadelesini biz veriyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nde kadın sorununu kullanarak LGBT dayattılar, o LGBT sözleşmesiydi şimdi İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık önümüzde daha büyük mücadeleler var milletçe kenetleneceğiz ve LGBT dayatmasını topraklarımızdan kovacağız.”
İsim vermeden Gülşen’e eleştiri
Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Elif Eskin de isim vermeden bir konserinde LGBT bayrağı çıkaran Gülşen’i eleştiriyor: “Türk sanatçısına yakışan tek bayrak Türk bayrağıdır.”
Tuğçe Kazaz’dan ‘savaş’ çağrısı
Eski model Tuğçe Kazaz ise LGBT+’lara karşı ‘savaş’ çağrısı yapıyor: “Artık Müslüman için sadece ibadet etme dönemi değil. Artık Müslüman için uyanma, harekete geçme, iradesini ortaya koyma ve savaşma zamanı.”
Miting, alandakilerin “Kanımız aksa da zafer İslam’ın”, “Yaşasın İslami harekatımız” sloganları atarak Beyazıt Meydanı’na doğru yürümelerinin ardından sona eriyor.
