Muhalefet, göçmenlere/mültecilere dönük toplumsal tepkiyi Erdoğan’a ve AKP’ye karşı mücadelede yaslanacağı bir destek olarak görürken, iktidar da bunu kendi dış desteğini, özellikle AB desteğini, pekiştirmenin yeni aracı olarak görüyor.
Bir yandan işgücüne ihtiyacı olduğu için göçmen arayan, öte yandan da genç ve eğitimli olanları kabul ederek “seçmece göçmen” peşinde olan Avrupa’nın iki yüzlülüğü ortada. Kılıçdaroğlu’nun “kirli pazarlık” dediği, ikinci göç dalgasını kendinden uzak tutma karşılığı Avrupa’nın “ikinci rüşvet paketi” hazırladığı saptaması yanlış değil. İktidar ve AB, ilişkilerini bir göçmen tahterevallisi üzerine oturttular. Kurulan denge insan hakları ve demokrasi gibi konuları epey geriye itti.