L. Doğan Tılıç: Casusluk, birinin üzerine yapıştırabilirseniz o kişiyi toplum nezdinde sıfırlayan bir damga

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.


Sıra “casus”a geldi, akla hayale gelmeyecek, asla yapıştırılıp yakıştırılmayacak yerlere “casus” damgası vurmaya…

Bir taraftan yazık ama diğer taraftan da bu, muktedir için, elindeki silahları birer ikişer etkisizleştirmekten, işe yaramaz hale getirmekten başka bir şey değil!

Bizim icadımız da değil. Yakın veya uzak ülkelerde, uzak ya da yakın zamanlarda “casus” damgası vurulan az muhalif olmadı.

Bir de casuslukla suçlanıp uzun süre hapis yattıktan sonra cumhurbaşkanı olanlar var. Farklı ülkelerde, farklı dünya görüşlerine sahip ve fakat aynı “casus” damgasını yemiş.

Nelson Mandela, misal. Onu suçlayanlara göre “tümüyle Sovyetler Birliği’nin kontrolünde”ydi. Václav Havel ve Lech Wałęsa da Sovyetler Birliği müttefiki Çekoslavakya ve Polonya’da önce “vatan haini” ve “casus” oldular sonra ülkelerinin cumhurbaşkanı.

Casusluk! Gizli kapaklı yapılan, belirsiz ve fakat birinin üzerine yapıştırabilirseniz o kişiyi toplum nezdinde sıfırlayan bir damga.

L. Doğan Tılıç’ın yazısı