L. Doğan Tılıç: Bu saldırının sadece İran'ı yok etmeyi amaçladığını düşünmek ölümcül bir saflık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Papa II. Urban, “Kudüs’ü alın” diyerek ve katılanlara cennet vaadettiği bir konuşmayla başlatmıştı Haçlı Seferleri’ni. Konuşması bittiğinde bugün Fransa sınırları içinde kalan Clermont-Ferrand meydanında toplanan kalabalık “Deus vult! Deus vult!” (Tanrı istiyor!) bağırışlarıyla kendinden geçmişti.

On yüzyıl sonra bugün de aynı yerdeyiz. Oval Ofis’teki portakal, etrafını sarmış onlarca rahibin dualarıyla kutsanırken Tanrı’nın mesajlarını dünyaya yaymakla görevlendirilmiş biri olduğu sanrısıyla, Müslüman bir ülkenin dini liderini de kendisinin belirleyeceğini söylüyor.

Sonra sıra Küba’ya gelecek ve ilahi çağrının da gereği bir gün tüm dünya Trumpistan olacak!

On yüzyıl öncesinin şu “Deus vult! Deus vult!” çılgınlığını dinleyin!

Her inançtan ve inançsız askerin bulunduğu ABD ordusunda, birliklerine gaz veren komutanlar İran’a saldırıyı İncil’de anlatılan Armageddon savaşına benzeterek “Tanrı’nın planının bir parçası” diyorlar. Askerlerine Trump’ın “İsa tarafından Armageddon’u başlatmak üzere seçildiğini” söyleyenler var.

Saldırının eş komutanı ya da başkomutanı Netanyahu’nun saldırganlığı da Tevrat referanslı: “Şimdi git, Amalekliler’e saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Erkek, kadın, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür.”

Laiklikten nasiplenmemişlerin dünyayı “kin ve düşmanlığa tahrik”inin sonuçlarını yaşıyoruz.

Bir de günümüzün Châtillonlu Raynald’ı var. En acımasız ve çılgın Haçlı komutanlarından biri sayılan, Antakya prensliği de yapmış Raynald. Şimdi, göğsünde modifiye gamalı haç, kolunda “Deus vult!” ve Arapça “Kafir” dövmeleriyle her ağzını açtığında “Viva la muerte!” (Yaşasın ölüm!) diyerek katliam çağrıları yapan Amerikan Savaş Bakanı: Öldüreceğiz, yok edeceğiz, ezeceğiz!

Bu saldırının sadece İran’ı yok etmeyi amaçladığını düşünmek ölümcül bir saflık.

Hedefte hukuk var; ulusal hukuk, uluslararası hukuk. BM, bağımsızlık, egemenlik, adalet, insan hakları, demokrasi, onur… İnsanlığın bugüne kadar biriktirdiği değerler hedefte.

Tanrı’nın seçtiği bir adam (!) dünyada istediği gibi at oynatacak, istediğini yapacak ve himmetinden sual edenin de tepesine çökecek!

O yüzden şimdi İran rejimi falan demenin zamanı değil. Onu çok söyledik yine söyleriz.

Şimdi, İran tecavüze uğrarken, lafını tecavüzcüden sakınıp da eleştiri oklarını Tahran’a yönelterek “stratejin yanlış, akıllı ol, rahat dur, kıpraşma” demeyi tarih mutlaka “utanç” sayfasına yazacaktır.

Zavallı AB ile birlikte! Fırlattığı füzeler nedeniyle İran’a saydırıp duran, savaşı başlatan saldırganlar karşısında da kıvıran AB!

İspanya ve insanlığın vicdanının sesi olan Pedro Sanchez ayrı bir yerde tabii.

L. Doğan Tılıç’ın yazısı