Mardin’in Nusaybin’in ilçesine bağlı Koruköy ve Doğanlı mahallelerinde sona eren ‘abluka’nın ardından köylüler operasyon süresince işkenceye maruz kaldıklarını ve hayvanlarının telef edildiğini aktardı.

‘Her gelen beni dövdü’
Dihaber’de yer alan habere göre, Doğanlı’da altı ev yıkıldı, köyün birçok alanında mermi kovanları ve gaz bombası kapsülleri yerlerde bırakılmış halde bulundu. Koruköy’de işkence edildiği iddia edilen tutuklu Abdi Aykut’un evinin de yakıldığı gözlendi.
Baskın sonrası 17 gün gözaltında tutulan Sabri Bayhan, evin içinde bulunan merdivenin altına saklanarak askerlerin açtığı ateşten kurtulabildiğini belirterek, “Evimizin her yerine kurşunlar yağıyordu. Jandarmaya telefon açtıktan sonra durdular ve bizi evden çıkardılar” dedi.

Bayhan, daha sonra yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Evden çıkarırken üçer, dörder kişi üzerime gelip dövüyorlardı. Beni bahçenin ortasına atıp, kötü küfürler, hakaretler ediyorlardı. Sonra bir süre beni yerde sürüklediler. Bana, ‘Bize onları görmedim deme’ dediler. Ben kimseyi görmediğimi söyledim. Eğer bir suçum olsa niye karakolu ve Midyat’taki jandarmaları arayayım dedim. Bunun üzerine her gelen beni dövdü. Bütün evimi silahlarla taradılar.”
Zırhlı araçla ilçe jandarma karakoluna getirildiğini ifade eden Bayhan, evinin ‘karargah’ olarak kullanıldığını ve çatısına mevzi yapıldığını kaydetti.
‘İneğim bile ölmüş’

Geçimini sağladığı birçok büyükbaş hayvanın öldüğünü sözlerine ekleyen Bayhan, “Tavuklarımın bile çoğunu öldürdüler ve yediler. 40 tane tavuğum vardı. Şuan üç-dört tane kalmış. Tüm odunlarımı yakmışlar ve tavuklarla ızgara yapmışlar. Doğum yapmak üzere olan ineğim bile ölmüş. Ben o hayvanlarla geçimimi sağlıyordum” diye konuştu.
Ablukayı anlatan bir başka köylü Ahmet Göktaş da, camiye gitmeye bile izin verilmediğini ifade ederek, “‘Müslüman değil miyiz, bırakın cuma namazına gidelim’ dediğimiz de bile izin vermediler. ‘Yasak’ deyip bizim gitmemizi engellediler” dedi.
‘Erkek kardeşime işkence ettiler’

Yasak başladığı gün anne ve babasının gözaltına alındığını aktaran 12 yaşındaki E.G. ise şunları anlattı: “Annem ve babam gidince biz de ninemlere gittik. Oraya da gelip evi darmadağın ettiler, televizyonumuzu kırdılar. Bize, ‘Yerlerini söylemezseniz sizlere işkence edeceğiz’ diyorlardı. Biz ‘Bir şey bilmiyoruz’ deyince, ‘Yalan söylüyorsunuz, yerlerini söylemezseniz evinizi yıkar, yakarız. Babanızın ölene kadar cezaevinden çıkmasına izin vermeyiz’ diyorlardı. Erkek kardeşime işkence ettiler. Benim de omzuma vuruyorlardı. Amcamın evini yakıp biz yakmadık diyorlardı. Hayvanlarımızı ilaçlayıp öldürdüler. Köydeki herkesi topladılar sonra zırhlı araçlara bindirip götürdüler. Hepsine işkence ediyorlardı.”

Köylülerden Hatice Bayhan, evindeki bir odanın askerler tarafından yatak odası olarak kullanıldığını, mutfak ve banyoyu işgal ettiklerini kaydetti. Bayhan, hastalanıp ilçe merkezine gittiğini, döndüğünde ise evde kullanılacak hiçbir eşyasının kalmadığını söyledi.