Samsun’da, engelli bir interseks çocuğun köyün imamı ve davulcusu tarafından tecavüze uğramasına ilişkin dava geçen hafta sonuçlandı. Sanıkların 22 yıl hapisle cezalandırıldığı dava sürecinde, tecavüzü aile dışında köyde yaşayan herkesin bildiği ancak kimsenin ‘gıkını çıkarmadığı’ öğrenildi.

Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan Avukat Sezin Uçar, Gabriel Garcia Marquez’in herkesin işleneceğini bildiği ama kimsenin engellemediği namus cinayetini konu ettiği Kırmızı Pazartesi romanını anımsatan ve kararı emsal oluşturabilecek davanın arka planını ‘İkiyüzlü ahlak anlayışınız batsın‘ başlıklı yazısıyla ETHA için kaleme aldı.
Orta Karadeniz’in iki yüz haneli yoksul Boruk Köyü’nde fiziksel ve zihinsel engellerle dünyaya gelen B.G. adlı çocuğun aynı zamanda interseks olduğunu söyleyen Uçar, bu durumun çocuğun toplum tarafından ‘anormal’ olarak tanımlanmasına yeteceğini vurguluyor.
Ailesi ve doktorlar tarafından erkek bir çocuk olarak yaşamını sürdürmesi istenen B.G.’nin gittiği camide tecavüze uğradığını belirten Uçar, “B.G, annesinin gönül rahatlığı ile gönderdiği camide yatsı namazından sonra köyün davulcusu ve imamının cinsel saldırısına uğruyor. Çocuğun ne kadar sıklıkla bu işkenceye maruz kaldığını tam olarak bilemiyoruz” diyor.
Koca bir köy, her şeyi biliyor da bilmezden geliyor
Çocuğun yaşadıklarını bir akrabasına anlatmasıyla ortaya çıkan olay üzerine soruşturma başlatılırken, asıl kan dondurucu gelişme tanıkların dinlenmesiyle yaşanıyor. Avukat Uçar yazısına şöyle devam ediyor:
“Yargılamanın ilk duruşması cinsel şiddetin kanıksanma düzeyi bakımından hepimizi dehşete düşürüyor. Tanık olarak köyden duruşmaya çağrılan onlarca kişi, B.G’nin bu iki tecavüzcü tarafından sistematik olarak cinsel istismara uğradığını bildiklerini ve buna rağmen hiçbir şey yapmadıklarını kaygısızca ifade ediyorlar. Koca bir köy, her şeyi biliyor da bilmezden geliyor.
‘Annesine nasıl söyleseydik?’
“Neden polise, savcıya şikayet etmediniz, neden annesine haber vermediniz, bir yakınını uyarmadınız” ya da “neden çocuğu korumadınız” sorularımızın yanıtları ürkütücü: “Bir anneye böyle bir şey nasıl söylenir?” Peki ya bir çocuğun her gün bu işkenceye maruz kalmasına nasıl göz yumulur? Nasıl bu suça ortak olunur? Nasıl kendi “normal” çocuklarının güvende olduğu hissiyle huzur içinde uyunur? Sorularımıza yanıt alamıyoruz.
Mahkeme Kırmızı Pazartesi’ni hatırlatıyor
Mahkeme salonu adeta Marquez’in herkesin işleneceğini bildiği ama kimsenin engellemediği namus cinayetini konu ettiği Kırmızı Pazartesi romanını anımsatıyor. Meydanlarda ikiyüzlü ahlak anlayışına dair attığımız sloganlar daha bir yerli yerinde.”
Emsal olabilir
Dava sonucunda sanıklar, nitelikli cinsel istismar suçundan üst sınıra yakın ceza verilmesi ve takdiri indirimlerin yapılmaması sonucu 22’şer yıl hapis cezası alıyor. Bu kararın emsal olabileceğine dikkat çeken Uçar, “Bu davadan bize; emsal bir karar, emsal bir dayanışma süreci, B.G’nin aylar sonra gülümseyen ve umutla bakan gözleri, şimdiye kadar kimseye itiraz etmemiş, ama çocuğu için bütün bir köyü karşısına alan ve mücadeleyi öğrenen bir annenin haklı gururunu paylaşmak kaldı” diyor.