Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine gönderdiği mektubun, işlerine dönme talebiyle 100 günü aşkın süredir açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yla ilgili olduğunu açıkladı.

Yunanistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldırım, gündeme dair açıklamalar yaptı.
Habertürk’ten Alican Türkoğlu’nun aktardığına göre Yıldırım, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun ‘casusluk’ iddiasıyla MİT TIR’ları davasında 25 yıl hapis cezasına çarptırılıp tutuklanmasının ardından Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüşe de değindi.
Yıldırım, “Adalet sokakta aranmaz. Aranacağı yer mahkemelerdir yargıdır. Bak bugün Yunanistan başbakan ne diyor? ‘Yargının işidir’ diyor. Biz de böyle diyoruz. Ana muhalafet anlamak istemiyor” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun ‘zihinsel ve bedensel’ yorgunluğun içinde olduğunu savunan Yıldırım, şöyle devam etti: “Kamuoyunda çok konuşulan bir serbest bırakma işi var. Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı serbest bırakılınca Kılıçdaroğlu bir değerlendirme yaptı ‘kamuoyu vicdanı’ falan dedi. Üst mahkeme tutuklama kararı verince yine eleştirdi. Hangisi doğru? Kemal Kılıçdaroğlu yürüyüşte olduğu için zihinsel ve bedensel yorgunluğu var. Çelişkili açıklamalar yapmaya başladı. Yürüyüşü bırakması lazım. Bize lazım Kılıçdaroğlu. Yollarda kendisini heder etmesine gönlümüz razı olmaz.”
Mektup Gülmen ve Özakça içinmiş

Kılıçdaroğlu’nun daha önce basına açıkladığı mektupla ilgili de bilgi veren Yıldırım şunları söyledi: “Mektup meselesi şu, iki öğretim üyesi açlık grevine başladı. Bunlarla ilgili sayın Kılıçdaroğlu ‘Konuyla ilgilenin, bu arkadaşlara bunlar için tehlike arz etmeden müdahale edin’ diye ricada bulundu. Ben de Başbakan Yardımcımız Nurettin Canikli’yi görevlendirdim. Arkadaşların aileleriyle buluştu görüştü. Eylemi sonlandırmalarını istedi. Burada olumlu bir yaklaşım göremedik. Aileler aksine biz bu eylemlerden gurur duyuyoruz, asla da bırakmayı düşünmüyoruz gibisinden tutum içine girdiler.”
‘Yapacak fazla bir şey yok’
Yıldırım, Gülmen ve Özakça için bir şey yapamayacaklarını savunup iki eğitimcinin konuyu ‘ideolojik boyut’a taşıdığını savundu: “İstedikleri şu, herhangi bir itiraz komisyonuna girmeden göreve iade edilsinler. Biz de dedik ki komisyona girsinler titiz şekilde değerlendirilir dedik. Başka ne yapabiliriz. Örgüt ilişkisi yüzünden bir gözaltı yapılmış. Ben Başbakan olarak yargısal faaliyetlere ‘kardeşim niye böyle yapıyorsunuz’ diyecek durumda değilim. İnsani bakımdan gereken çalışmaları yaptık. Gördük ki iş ideolojik boyuta taşınmış yapacak fazla birşey yok. O yüzden Kemal Kılıçdaroğlu bu örneği vermekle isabetli yaklaşım göstermedi.”