Şimdi insanın kuraklığını, yani ruhun kuraklığını konuşabiliriz.
Huzur, mutluluk, sükunet bulduğunuz, ruhunuzu besleyen şeylerin yoksunluğunu düşünün.
Toprağın sudan yoksun kaldığında kuruması gibi, ruhunuz da beslendiği şeylerden yoksun kaldığında kuraklık yaşar.
Ruhumuzla birlikte hayatımızın nasıl da kuruduğunu fark ediyor musunuz?
İyilikten, sevgiden, merhametten, sanattan, estetikten, kültürden, doğadan, topraktan, maneviyattan uzaklaştıkça kuruyoruz.
Çatlamış toprak gibi, kuruyan ruhumuz da bizi beslemiyor.
Üretemiyor, enerji veremiyor, bedenimizi sükunete erdirmiyor.
Kuru hayatlarımız olmaya başladı.
Kavgalardan, çekişmelerden, ihtiraslardan, siyasi tartışmalardan kurumuş toprağa döndü hayatlarımız.
Sevgi, aşk, iyilik, yardım, merhamet, affetmek ne kadar az görünüyor oldu hayatlarımızda.
İşte buna insanın kuraklığı denir.