Başta Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçeleri olmak üzere, hendekleri kapatma amacıyla başlatılan ve askerin de katıldığı operasyonlarla sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini savunan KCK yöneticilerinden Murat Karayılan, “Artık iç savaş haline geldi. Kimi çevreler bu savaşın 90’lara benzediğini kendilerince söylüyorlar, ancak bu tespit doğru değildir. Bu süreç, 1925, 1930, 38 dönemlerine benziyor” dedi.

‘Kürt halkının Ortadoğu’da temel aktör olduğu ortaya çıktı’
ANF’nin aktardığına göre Dengê Kürdistan radyosunun sorularını yanıtlayan Karayılan, “Ortadoğu bölgesinde bir savaş yaşanıyor. Kürt halkı ve özgürlük mücadelesinin bu savaştaki rolü ön plana çıktı. Bu savaşın sonunda bölgenin yeniden yapılandırılacağı herkes tarafından biliniyor. Özellikle Kobanê ve Şengal’in başarısı ile Kürt halkının Ortadoğu’da temel bir aktör olduğu ortaya çıktı” diye konuştu.
‘MGK toplantısında topyekun savaş kararı alındı’
Kürt halkı olmadan bölgenin yeniden dizayn edilemeyeceğini dile getiren Karayılan, “Bu düzeyde bir yeni aşama başladı. Kürt inkarı üzerinde şekillenen Lozan Antlaşması artık ortadan kalkıyor. Bu gerçeklik Kürdistanı elinde bulunduran egemen güçleri korkutmuştur. Dolayısıyla, Davutoğlu daha bir yıl önce karar aldıklarını söylüyor ki bu doğrudur. Kobanê başarısından sonra, daha ekim ayı sonunda, MGK toplantısında topyekun savaş kararı aldılar” ifadelerini kullandı.
‘Bu savaş Apo’ya karşı başlatıldı’
Operasyonlarla İmralı’da tutulan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın iradesinin kırılmasının amaçlandığı iddiasında bulunan Karayılan, “Önder Apo’ya karşı bu savaş başlatıldı. Ve bugün de halkımıza karşı yönelimler ile bu savaş yeni bir aşamaya geçmiş bulunuyor. Türk devleti, AKP devleti Kürt halkını iradesizleştirmek istiyor. Kürt halkını ezmek, köleliği kabul ettirmek istiyorlar. Kürt halkının özerlik talebinde bulunmamasını, teslim olmasını istiyorlar. AKP devleti savaşı bu amaç ile başlattı. Gittikçe bu savaşı derinleştiriyorlar. 14 Aralık’tan sonra bu savaş yeni bir düzeye ulaştı” dedi.
‘Bu bir iç savaş’
Karayılan’ın, “Yeni aşama nedir?” sorusuna yanıtı ise şöyle oldu: “Artık iç savaş haline geldi. Kimi çevreler bu savaşın 90’lara benzediğini kendilerince söylüyorlar, ancak bu tespit doğru değildir. Bu süreç, 1925, 1930, 38 dönemlerine benziyor. Nasıl ki halkımız Dersim’de özerkliğini savunmak istediğinde Türk devletinin yönelimiyle karşılaştı ve devlet tarafından ezildi, şimdi de durum böyledir. O yöntemi kullanıyor. Özellikle halkımızı ve halkımızın dostları bu hakikati iyi görmelidirler. Bu işgal, soykırım, teslim alma, iradesizleştirme ve köleleştirme hamlesidir. Ve bu bir iç savaştır. Türkiye kendi içinde Kürt halkına karşı savaş ilan etmiştir.”
‘Hendekler ‘savunma’ için’
Operasyonlara gerekçe olarak gösterilen hendeklerin savunma amaçlı olarak açıldığını dile getiren Karayılan, şöyle devam etti: “İkide bir ‘hendek hendek’ diyenlere diyoruz; bu hendekler savunma içindir. İrade savunması içindir. Hendek saldırı değildir. Medine de Hz. Muhammed de hendek kazdı, savunma için hendek kazdı. Kendisini zalim imparatorluklara karşı savunmak isteyen herkes tarih boyunca hendek kazmıştır, kale yapmışlardır. Ve kendisini böyle savunmuştur. Kürt halkı artık iradesini Türk devletine ve AKP polisine teslim etmek istemiyor. Zulüm yapıyor, tutukluyor. Bu hendekler, zulme karşı tedbirdir.”
‘Hendek birliğin programını sunuyor’
‘Hendek’lerin Türkiye ile birliğin son arayışı ya da son çabası olarak anlaşılması gerektiğini savunan Karayılan, şunları söyledi: “Diyorlar ya ‘hendek parçalıyor’. Hayır. Hendek hangi yöntem ile gelişti? Demokratik özerklik yöntemi ile gelişti. Demokratik özerklik, Kürt halkı olarak Türkiye ile yaşamak istiyoruzun formulasyonudur. Kürt halkı birlikte yaşamak istiyor, ancak köle olarak değil. İşte ‘kardeşiz’ safsatası ile değil. Türkiye sınırları içerisinde kendisi gibi, kimliği, onur ve şerefi, dili, zenginliği ve kerameti ile yaşamak istiyor. İllaki Türk olmak mecburiyetinde yaşamak istemiyor. Hendek bunun programını sunuyor. Çünkü hendek ve siyasi programı birdir. Bu Türkiye’nin birliğini amaçlıyor. Eğer bunu istemiyorlarsa ve kırmak için saldırılara devam ederlerse, herhalde Kürt halkı sonuna kadar böyle düşünmeyecektir. Farklı arayışlara girecektir.”
‘Kimse onlarla masaya oturmaz’
AKP, devlet ve ordu yetkililerine, “Böyle yapmayın. Ateşle oynuyorsunuz. Böyle yapmaya devam ederseniz, gerilla da daha da fedaice katılacaktır. Ve artık Kürt halkı ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki bağ tamamen kopacaktır” diye seslenen Karayılan, operasyonların ardından müzakere masasının yeniden kurulabileceğine dair görüşlereyse, “Kusura bakmasınlar. Analarımız, ihtiyarlarımızı, çocuklarımızı şehit ederlerse kimse onlarla masaya oturmaz. Ne masası. Onlara muhtaç değiliz. Durum eskisi gibi değil” diyerek karşı çıktı.
‘Darbe gerçekleşti’
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın basına yansıyan “Şehir merkezlerindeki operasyonlarda askerin yer alması doğru değil” yönündeki sözlerine karşın askerin şu an yürütülen operasyonlarda yer aldığına dikkat çeken Karayılan, “Peki niye indi? Demek ki darbe gerçekleşti. Demokrasiye, Kürt halkına karşı darbe gelişti. Peki bu halk sizinle nasıl yaşayacak. Türk ve Kürt halkı arasındaki bağlar bu saldırılar ile kopuyor. Herkes geleceğe böyle bakmalı. Biz her gün böyle konuşmayız. Herkesin adımını ölçülü atması gerekiyor. Kürt halkı hiçbir zaman zalime teslim olmaz. Hayatını direnişte görüyor. Herkesin bunu görmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.