Devlet artık kendi gözünden yaşananları göstermeye çalışarak “Bakın aslında yaşanan tüm gerçeklik budur!” deme ihtiyacı duyuyor. İşte bu “PKK ile Mücadele Belgeseli” örneği üzerinden devletin kullandığı dili bir kez daha deşifre etmek gerekiyor.
Dar kafalılık, düşüncesizlik, sorumsuzluk, din/iman/mezhepçilik ve hamaset üzerinden yürütülen, mahalle kahvesi zihniyetini aşmayan politikalar yüzünden. Daha da açık ve gerçekçi olarak söylersek, esas itibarıyla veya büyük ölçüde, tek bir adamın inadı, kişisel ve keyfi hesapları yüzünden…
Varsa yoksa inşaat, düşük katma değeri olan mal ticareti, AVM’ler ve rant... Bu kabineyle Renault’dan indik Tofaş’a bindik. Bir önceki kabine limuzin değildi ama bu, bir öncekini aratacak gibi.
Ankara en azından IŞİD tehdidini uzak tutmak adına ortak sınırımız boyunca Kürt çoğunluklu alanlarda ademimerkeziyetçi yönetim deneyimini arkalamalı ve geleceğimiz için ademimerkeziyetçi idare reformunu tartışmaya açmalı.
Meselenin bir başka boyutu var. Olası bir başkanlık referandumunun yan etkilerinden biri gibi görünen ama aslında hastayı küt diye kalpten götürebilecek türden bir yan etki bu.
AKP fabrika ayarlarına dönecek mi? Yanıt, AKP hükümeti ve Erdoğan’ın siyasi ömrünü belirleyecek. Bugün Erdoğan’ın önünde iki kapı var. İkisi de aynı yere çıkıyor. Hangi kapıdan girdiği sadece varış süresini değiştiriyor.
Zaman her yönüyle 7 Haziran ve 1 Kasım'ı masaya yatırma zamanı. HDP mücadele zemini olarak meclisi daha etkin kullanmalı ve en önemlisi PKK'ya sınırlarını net olarak belirtmeli.
Böyle bir kitleye sırtını dayayan insan, o ülkede tek adam rejimini de getirir, aklınıza gelen başka ne varsa onu da yapar. Daha da vahimi, böyle bir kitle bu hareketin seçimle hiçbir suretle gitmeyeceğini de bizlere gösterir.