Kansu Yıldırım: Savunma sanayi ekseninde Türkiye kapitalizmi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Interregnum” ifadesi tesadüf değildir. Antonio Gramsci’nin popülerleşen “eskinin ölmediği, yeninin doğmadığı, şimdi canavarlar zamanı” metaforundan türetilen “interregnum”, yapısal dayanıklılığın ve düzenliliğin sağlanamadığı bir ara döneme işaret eder.

Küresel “interregnum”da öne çıkan kritik sektör askeri endüstriyel komplekstir.

Savunma sanayi, askeri kapasitenin artırılması dışında, Türkiye kapitalizminin uzun yıllardır yüksek katma değerli meta üretimi ve ihracatı talebine hızlı yanıt veren, kâr marjını hızlı artıran, stratejik ve teknolojik olarak “çarpan etkisi” en yüksek endüstriyel ekosistemdir.

Havacılık, uzay, otomotiv, yapay zeka, iletişim, lojistik gibi başka sektörlerdeki teknolojik atılımları ve yatırımları tetikleyen yüksek ar-ge yoğunluğu, diğer sektörler kadar piyasa dalgalanmalarına yakalanmadan devlet odaklı müşteri portföyü avantajı, üretilen ürünlerin hem askeri hem sivil alanda kullanma esnekliğinin bulunması savunma sanayiini öne çıkaran faktörlerdir.

Bilhassa Türkiye’nin pandemiden sonra tercih ettiği ihracata dayalı sanayi temelli birikim stratejisi kapsamında öne çıkan askeri sanayi, üretim ve istihdam ekosistemi yaratması bakımından önemli görülmektedir. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen 1.100’ün üzerinde proje 3.500 civarında şirketin oluşturduğu geniş bir tedarik zinciri ve üretim ağı bulunmaktadır.

Türkiye’nin askeri endüstriyel kompleksi, ihracat göstergelerini hem miktar hem de teknoloji yoğunluğu açısından sanayi burjuvazisinin talepleri doğrultusunda iyileştirmektedir.

Kansu Yıldırım’ın yazısı