Bizimkiler hepimizi aptal yerine koymaya çalıştığı gibi, AİHM ve Avrupa Konseyini de aptal yerine koymak istemişlerdi. Demişlerdi ki; “Biz AİHM’nin Kavala kararına uyduk, o halen AİHM kararındaki suçlama nedeniyle tutuklu değil, başka bir suçtan tutuklu ve o suçtan da zaten ceza aldı vs.” Bunun böyle olmadığını burada bir daha anlatmayı zül sayarım.
Şimdi ne olacak?
Avrupa Konseyi Türkiye’ye taahhüdünü yerine getirmediği için bir yaptırım uygulayacak.
Olabilir. İlk imzacısı olduğunuz Avrupa Konseyinden ayrılmak ve Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlik içinde olmak isteyebilirsiniz ama bunun da bir yakışan yolu vardır değil mi? Birinci olarak, madem demokrasi iddiasındasınız, konuyu halkın geniş bir biçimde tartışmasına açar ve onayını alırsınız. İktidara gelirken “Avrupa Konseyinden ayrılacağız, Arap Ligi’ne gireceğiz” dememiştiniz. İkincisi bu işi delikanlı gibi yaparsınız. “Avrupa Konseyi, İnsan hakları Avrupa Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler ilkeleri vs. bizi ilgilendirmiyor, biz Nas’a inanıyoruz, şeriatla yönetilmek istiyoruz, siz Hristiyan kulüpsünüz” dersiniz. Salağa yatmak, herkesi aptal yerine koymak yakışır mı?