DENİZ ARSLAN
adeniza@gmail.com
Turnuvanın iki ölüm grubundan biri B Grubu’nda erken cinayete kurban giden İspanya ile Avustralya Curitiba’da şeref maçına çıkarken; gözler grup birincisini belirleyecek Hollanda-Şili maçındaydı.
İki takımın da gruptan çıkmayı garantilediği bir maçtan futbol ziyafeti bekleyecek değildik, tahmin edildiği gibi zaman zaman ortaya sıkışıp kalsa da iki hocanın karşılıklı taktik ve oyuncu hamleleriyle yer yer zevklenen ve sonunda Hollanda’nın kazandığı bir maç seyrettik.
Kahraman Van Gaal (1): Sinsi plan

Şili grup birinciliği için kazanmak zorundaydı. Dolayısıyla, İspanya maçındaki gibi, topun rakipte kalmasına aldırış etmeyip hızlı ataklarla şimşek gibi rakip kaleye ineceği bir oyun planı işlemeyecekti.
Zaten buna benzer sinsi bir plan yapılacaksa, onu tabii ki önce Louis van Gaal yapacaktı. Nitekim öyle de oldu. Van Gaal, cezalı Van Persie’yi beklendiği gibi Depay’la değil Lens’le ikâme ederken, Fenerbahçeli Dirk Kuyt’u orta üçlünün soluna koyarak bir sürpriz daha yaptı ve beşli savunmasından şaşmadı.
Hollanda özellikle ilk yarıda, memur De Jong’un idaresindeki polis çevirmesiyle Şili’yi ceza yayından öteye sokmazken; zaman içinde düz suratlı, sanal bir FIFA 99 oyuncusuna dönüşen, mucize adam Robben’le yer yer parlamaya çalıştı.
Şili, devre sonunda Gutierrez’in kafasıyla golü bulabilirdi ama kaleye sırtı dönükken topu kafayla en olmadık yere gönderip gol atma tekniğinin patenti ne yazık ki Meksikalı golcü Borgetti’ye ait (Merak edenleri 2002 Dünya Kupası’na alalım).
Şili, Sau Paulo’yu inleten taraftarının desteğine rağmen ikinci yarıda da Hollanda’nın beşli savunma hattına karşı çare üretemedi. Arturo Vidal’in yokluğu ve takımın ikinci turu garantilemiş olması da bunda bir etkendir elbette.
Kahraman Van Gaal (2): Şanslı değişiklik

Van Gaal sadece asabi ve kurnaz değil, aynı zamanda şanslı da bir teknik adam (Asabiliği değilse de kurnaz, pragmatik ve şanslı oluşuyla Mustafa Denizli’yi hatırlatmıyor mu size de?). Öyle ki 75’de Sneijder’in yerine oyuna soktuğu gençlerden Leroy Fer, iki dakika sonra ders kitaplarına girecek kadar muntazam bir kafa golüyle oyunun kilidini çözüverdi. Zamanlaması, vücudunu kullanışı, vuruşun şiddeti, topun gittiği yer; her yönüyle kusursuz bir kafa golüydü bu.
Uzatmada ise açık alanda topu ayağına aldığında, zarif, asil bir kısrağa dönüşen Arjen Robben, dakika 90 olmasına rağmen o koşularından birini daha yaptı ve rapçi genç Memphis Depay’a bir gol hediye ederek takımının grup birinciliğini garantiledi.

Hollanda, ikinci turda Meksika ile karşılaşırken; Şili de A Grubu’nun lideri Brezilya ile oynayacak. İlki tekme sesleri ve feryatlarla bölünecek epik bir maç, ikincisi ise kupa tarihinin en büyük travmalarından biri olmaya aday. Bekleyip görelim.