CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Twitter paylaşımları dolayısıyla hakkında açılan soruşturmaya ilişkin dosyada şahsına ait beyanlarla birlikte ‘üretilmiş, kurgulanmış ve sahte ifadeler de’ yer aldığını söyledi.

Sabah gazetesi dün bir haberinde Kaftancıoğlu hakkında 2012-2017 yıllarında yapmış olduğu bazı Twitter paylaşımları nedeniyle ‘cumhurbaşkanına hakaret’,‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama’, ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ , ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarından 11 yıla kadar hapis cezası istendiği öne sürmüştü.
Habere göre soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 15 Ocak 2018 tarihinde başlatılmıştı.
Kaftancıoğlu iddianameye ilişkin kendisine herhangi bir tebligat ulaşmadan soruşturmanın ‘yandaş medya’ya sızdırılmış olmasını ‘skandal’ olarak değerlendirirken, bu ihlale siyasi bir amaçla göz yumulduğuna işaret etti.
Kaftancıoğlu’nun kamuoyunu aydınlatmak adına yaptığı açıklama şöyle:
“Hakkımda açılan dava ile ilgili basın yayın organlarında çıkan haberlere ilişkin;
2018 Ocak ayından itibaren hakkımda soruşturmalar başlatılmış ve bu soruşturmalarla ilgili 12 Aralık 2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade vermiştim. Soruşturma dosyasında, ifade özgürlüğü kapsamında yer alan şahsıma ait beyanlarım ile birlikte; üretilmiş, kurgulanmış, sahte ifadeler de bulunmaktaydı.
Resmi tebligat bana ulaşmadan soruşturma yandaş medyaya sızdırılmıştı
Yazıldığı ve kabul edildiği söylenen iddianameye ilişkin tarafıma resmi bir tebligat ulaşmadan yandaş medya organlarına sızdırılması soruşturmanın gizliliği açısından skandal, ancak ne yazık ki alışılageldik bir durum olmuştur. Soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmesi kadar önemli olan bir diğer husus ise, nasıl ve hangi amaçlarla bu ihlale göz yumulduğu ile sızdırmanın zamanlamasıdır.
Hukuk eliyle gösterdikleri sopayla susturacaklarını, korkutacaklarını, yıldıracaklarını zannedenler olabilir. Ancak bilinsin ki tek gündemim İstanbul’un çocukları, gençleri, kadınları, yoksulları kısacası onaltı milyon vatandaşı için hiç durmadan, dinlenmeden, yorulmadan çalışmaktır.
Zaman susma değil tam tersine vatandaşa hakikati daha yüksek sesle anlatma zamanı. Böylesi bir zamanda; geçmişten bugüne, halka hakikati anlatanlara yaşatılan onca mağduriyetin yanında bu dava benim açımdan konuşmayı bile ayıp sayacağım bir teferruat olarak kalacaktır.
Soran, merak eden dayanışma gösteren tüm dostlar rahat olsunlar.
Çok yakında hak kazanacak, halk kazanacak, hakikat kazanacak ve her şey çok güzel olacak.”