Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimine bakışı, HDP’nin kuruluş amacıyla örtüşüyor: Ülkenin doğusu ile batısı arasında ilerici ve demokrat ittifak zeminleri oluşturmak ve bir araya gelmek…
Kürt hareketi açısından erişilmesi mümkün bir hedef; ama o kadar da kolay değil. Nedeni de Kürt hareketinin öncelikle “İmralı” kanalından iktidarla angaje olduğu sürecin batıda yarattığı bazı komplikasyonlar ve algı sorunları…
Süreç söz konusu olunca denkleme Erdoğan ve AKP giriyor. Demirtaş’ın dünkü toplantıda da vurguladığı gibi bu, baskıcı bir güce dönüşme ve otoriterleşme eğilimi içindeki bir AKP… O zaman bu AKP’ye karşı ülkenin batısıyla doğusunu birleştiren, etkin bir ilerici ve demokrat muhalefet yürütme gereği ortaya çıkıyor.
Sorun işte tam bu noktada düğümleniyor. Bu bir çelişkiler yumağı: Bir yanda Kürt sorununu çözme iddiasında olup, bu iddianın karakterine zıt, baskıcı ve otoriter eğilimler içindeki bir AKP var. Diğer yanda da çözümün siyasi tarafı olup, iktidardaki muhatabı AKP’nin bu bakımdan alternatifinin bulunmadığını bilen bir HDP.
Kürt hareketi, HDP projesinin başarıya ulaşmasını istiyorsa, Kürt sorununa barışçı çözüm ve demokratikleşmeden yana ve fakat Erdoğan AKP’sine de muhalif sol ve demokrat kesimleri, AKP’ye muhalefetinde rezervleri bulunmadığına en kapsayıcı biçimde ikna etmelidir.
HDP muhalefet etmeye harcadığı zaman ve enerjinin büyük bölümünü iktidara değil de muhalefete muhalefet etmeye ayırırsa, bu partinin “AKP gündemi” hakkında batıdaki geniş kesimleri ikna gücü azalır.