İzzettin Önder: Yıkıntının altında hepimiz kalmaktayız

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Siyasi iktidar kendine şu ana prensibi şiar edinmelidir ki, siyasi iktidarlar, geçici süre için işbaşındadır, fakat devlet değildir. Yanlışlık şuradadır ki, AKP siyasi kadrosu tek-adam rejimi görüntüsünde devlet imajı ile icraatını sürdürmektedir. Oysa, AKP kadrosu şunu çok net bilmek zorundadır ki, devlet olmak başka bir şeydir, devlet çatısı ve kuralları altında politika yapmak ise tamamıyla başka bir şeydir.

Devlet olmak siyasi partilerin gücünü de, haddini de aşar. Zira bir siyasi kadronun devlete dönüşmesi basit ve şekli bir değişim değil, ciddi bir dönüşümdür, yani bir tür metamorfoz olayıdır. Siyasete akıl veren ve bugünkü sistemde hizmeti olan pozitif hukukçuların da anlaması gereken nokta şudur ki, siyasilerin fiili uygulamalarının yasalaştırılması, hatta anayasallaştırılması sorunu çözmez, ancak derinleştirir ve karmaşıklaştırır. Zira salt yasalarla sistem değiştirilemez.

Şekli anlamda yasa sistemi oluşturamaz ya da değiştiremez, organik olarak sistem yasaları oluşturur! İktidardaki bir siyasi partinin devlet olma çabası tümüyle bir siyasi sistem, hatta rejim değişimidir. AKP’nin tüm muhalefeti dağıtma çabası, salt siyasi çatışmanın ötesinde, siyasi kademeden devlet kademesine çıkma merdivenlerini döşeme eylemidir ki, bu durum şekli hukuka uydurulsa da, açıkça organik anlamda bir anayasa ihlalidir.

Bu meşum ve etkili bir denetim sistemi olmayan topal ördek misali ucube sistem amaca uygun şekli anlamda bir anayasa ile oluşturuldu. Bu anayasayı yapanlar da, kabul edenler de bu yıkılışın mimarıdırlar, ancak ne çare ki, yıkıntının altında hepimiz kalmaktayız.

İzzettin Önder’in yazısı