İzlenegelmiş siyasetin ne çağdaş devlet yönetimi, ne de hukuk rejimine uygunluğu gün gibi ortada iken, eseri böylesine ortada olan bir siyasi grubun yeni anayasa yapımına soyunmasının ülke yararına değil, ancak parti bekasına yönelik olacağı düşünülebilir.
Nitekim, mevcut siyasi kadro hakimiyetinde Anayasa’nın değiştirilemez hükümleri dahi derin yara almış olduğundan, Anayasa’nın değiştirilemez hükmü altındaki sosyal devlet, laiklik ve hukuk devleti gibi ilkelerin yeni anayasada korunmasının olası olamayacağı, bu maddeler lafzen korunuyor olsa da, içeriklerinin boşaltılmış olacağı konusunda derin kuşku taşıyor olmamız gerekir
Yeni anayasanın en can alıcı noktasını ‘vatandaşlık’ tanımı ve ‘resmi dil’ konusu oluşturacaktır. Ülkede barış ve dostluğun kazanması hepimizin tereddütsüz arzusu olmakla beraber, İsrail-ABD-(İngiliz!) işbirliği ile kaynatılan Ortadoğu kazanında patronun kim olduğu kadar, çok önemli ve stratejik mevkide bulunan Türkiye’nin de yeni bir anayasa yapımı ile ayağa kalkmasının sebepleri üzerinde de derin derin düşünmek gerekiyor.
Yeni anayasanın yapımında halk kanaati hakim olması gerekirken, aynı zamanda emperyalistlerin esintilerinden uzak durulması olmazsa olmaz koşuldur.