İstanbullu Dolmabahçe'ye koştu: Atatürk bizim umudumuz… Dünümüz, bugünümüz, yarınımız

SEÇİL TÜRESAY

secilturesay@diken.com.tr

Bu sabah saat 09:05’te Türkiye’de hayat durdu. Sürücüler kontak kapatıp araçlarından indi, öğrenciler derse, emekçiler işe ara verdi. Ülkenin dört bir yanındaki milyonlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü andı.

Kimi işe koşturuyordu, kimi vincin tepesinde, kimi fabrikada, kimi maden ocağındaydı sirenler eşliğinde saygı duruşu başladığında. Yüreklerinde O’nun adı, bazılarının gözünde yaş vardı.

Aynı dönemde yaşamadıkları, sesinden, tarih kitaplarından ve ‘yaptıkları’ndan tanıdıkları birine özlem duyanların İstanbul’daki adresi 83 yıl önce 10 Kasım’da hayata gözlerini yumduğu Dolmabahçe Sarayı’ydı.

Türkan Şoray İlkokulu öğrencileri. Fotoğraflar: Diken

Beşiktaş’tan Dolmabahçe Sarayı’na doğru yürüyenleri yolda asılı fotoğrafları ve hoparlörler aracılığıyla yayınlanan sesi karşılıyordu. Sarayın etrafında toplanan kalabalık hayatını kaybettiği odaya girmek için sabırsızlanıyordu dünyanın en etkileyici anmalarından biri daha geride kalıp İstiklal Marşı okunduğunda.

Okulu, işi olmasa da o saatte dışarıda, saygı duruşunda olmayı görev bilenler arasından yolumun kesiştiklerine Kurtuluş Savaşı’nda komutanlık yapan ve bağımsızlık mücadelesini kazanan Atatürk’ün onlar için ne ifade ettiğini sordum. “Neden buradasınız” sorusunu da yönelttim. Hepsinin dilinde minnet duygusu, özlem ve hasret vardı. O, bu ülke için hayatını adamıştı biz ne yapsak azdı! O’nun izinden gitmeye, çocuklarını da öyle yetiştirmeye kararlıydılar. Ve, çoğu için bu ülkede olumsuz bir tablo olduğunu düşünseler de umudun adıydı Atatürk!

Vodafone’un önünde yerini alan Bahçeşehir Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeleri adına başkanları Doğukan Sönmez konuştu: “Türkiye’nin değil dünyanın gördüğü en önemli, dahi liderlerden biri. Türk milleti böyle bir milli mirasa sahip olduğu için çok şanslı. Bu miras kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam edecek.”

Ebru-Burçin Vural Çifti yedi aylık kızları Güneş’i alıp gelmişti, “Belki kulağında bir ses kalır” diye düşünerek. Ona şimdiden Atatürk’ü anlatıyorlardı.

‘Dünümüz, bugünümüz, yarınımız’

Saraya girerken kuyrukta karşılaştığım iki arkadaş Büşra Şeyma Baybars ve Ayşe Deniz İTÜ’de öğrenci. İkisi de 23 yaşında. Moleküler biyoloji ve genetik bölümünde okuyan Baybars, “Atatürk bütün hayatını sadece Türk milleti için feda etmiş bir insan o yüzden çok fazla şey ifade ediyor, kelimelerle anlatılmayacak kadar çok. O’na duyduğumuz minneti ifade etmek için buradayız” derken, meteoroloji ve malzeme mühendisliği bölümünde öğrenci Ayşe Deniz Atatürk’ü şöyle tanımladı: “Atatürk bizim dünümüz bugünüz ve yarınımız. Bize geleceğimizi veren insan.”

Nergis Binzet-İlknur Bilgin.

Almanya’dan tatil için İstanbul’a gelen Nergis Binzet annesiyle oradaydı: “10 günlüğüne geldim. Bugün Atatürk için buradayım. Atatürk demek sonsuz aşk demek. Her zaman Atatürk’leyiz düşüncelerimiz, kalbimiz O’nunla.”

Annesi İlknur Bilgin’e göre ise Atatürk, “Cumhuriyet ve özgürlük” demek. Özellikle de kadınlar için. “Her geçen gün, her saniye O’nu özlüyoruz” dedi ve ekledi: “Keşke bu zamanda yaşasaydı.”

‘Yataktan kalkma sebebim’

Boğaziçi Üniversitesi’nin ekonomi bölümü öğrencisi Berkant Özemir’in (21) söyledikleri O’nun özellikle gençlere umut olduğunun göstergesiydi: “Benim için umudu ifade ediyor. Her gün yataktan kalkma sebebim daha güzel yarınlar için. Özellikle günümüzde ülkemizin halini düşününce geleceğe daha umutla bakma sebebim. Atatürk’ün gençliği ülkeyi daha güzel, güneşli günlere götürecek.”

Daha sonra karşılaştığım gençlerin anlattıklarında da ‘umut’ vardı.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) makine mühendisliği bölümünde öğrenci Uğur Atakan İlhan (23): “O kadar kısa zamanda o kadar çok şey başarıyor ve bunları çok zor şartlarda, imkansızlıklarla başarıyor. Benim için müthiş bir ilham kaynağı. Vefa borcum olduğunu hissediyorum bu sebeple geldim. “

Metehan Gökalp (25), YTÜ mastır öğrencisi, aynı zamanda çalışıyor: “Çok duyguluyum konuşmak zor. Atatürk benim için aslen umuttur. O’nu özlüyoruz. Kimi özleyeceğiz başka? Türk milletinin yetiştirdiği son ve en büyük kahraman.”

Bir çocuk annesi Zeynep hanım ise gençler böyle düşündüğü için umutluydu: “Onların sahip çıkıyor olması da bizim için umut. En büyük hakkı biz kadınlara tanıdı. Atatürk olmasaydı nasıl bir ülke olurduk, belki olmazdık. Bu kötü günler geçecek. Bazen karamsar düşündüğüm zamanlar oluyor ama Ata’mın geçmişte yoktan var ettiğini düşününce bu ülkeyi umudum daha da çok yeşeriyor.”

‘Tek kelimeyle özgürlüğü ifade ediyor’

Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi ögrencilerinin sesi Mustafa Ertuğrul oldu: “Atatürk benim için tek kelimeyle özgürlüğü ifade diyor. Burada olmamızın sebebi özgürlük ruhunu daha derinden hissetmek. Atatürk’ün ses kaydını duyunca tüylerimiz diken diken oldu. O’na vefa ve minnetimizi ifade etmek için geldik. Şu anla kıyaslayamayacağımz kadar zor koşullarda ülkenin kurtulması bizler için büyük bir umut. Her ne kadar çoğu zaman umutsuzluğa kapılsak da hem ekonomik hem de politik açıdan böyle bir liderin bu ülkeden geçmiş olması, fkirleri, ideolojisi bizim için umut.”

Gençlerden sonra pandemi nedeniyle bu yıl sayıları biraz az olan büyüklere doğru yöneldim.

Ayşe Tezcan, “Her sene geliyorum. Çok üyük bir minnet, ödenmeyecek bir borcumuz var ama elimizden geldiği kadar ödemeye çalışıyoruz. O, her şeyleri hak ediyor. Dünya lideri” diyerek orada bulunma sebebini anlattı.

‘Canım bir tanem…’

Ablası Adile Sakaoğlu ise şu sözlerle: “O kadar çok şey ifade ediyor ki bütün dünya yüklenmiş, yokluk var, cehalet dizboyu. Bütün bunların içinde canım bir tanem. O güzel insanın yaptıklarının hakkını hiçbir şekilde ödeyemeyiz. Erkenden kalktım Kur-an’ımı okudum sonra da buraya geldim.”

İçeri girdikten sonra sarayın bahçesinde tanıştığım Kemal Erdemol, O’nun ne ifade ettiğini, Aşık Veysel’in ‘Atatürk’e Ağıt’ından alıntı yaparak anlattı: “Dost değil düşman ağladı.”

Fatma Erdener (67), “Memkeletimiz, insanlık için çok şeyler yapmış. O’nu çok seviyoruz. Gidişat malum umutsuzluğa düştüğümüz zamanlar olsa da O’nun açtığı yol umut oluyor” derken Ayten Balcı ise şu sözler ifade etti düşüncelerini: “Bize cennet gibi bir vatan, özgürlük, kadınlara seçme seçilme hakkı verdi. Daha ne ifade etsin. O’nun sayesinde rahatız huzurluyuz. Ama… ama.. Olumsuz bir tablo var belki ama umutluyuz. O’nun açtığı yolda gençler gümbür gümbür geliyor. Her ülkede sıkıntılı dönemler olur ama gelecek güzel olacak.”

“Türk milletini toparlayan büyük bir lider buraya gelmeyi vatandaşlık görevi olarak gördük” diyen İlyas Demirok (60) da O’nun yolundan gidildiğinde umutsuzluk asla olmayacağını düşünenlerden.

“Buraya gelmesem kendimde eksiklik hissediyorum” diyen Elif Alçay, ülkedeki iklimden şikayetçi: “O’na karşı yapılanlar beni çok üzüyor. O’nu silmeye çalışıyorlarama başarabileceklerini sanmıyorum.”

Atatürk’ün hayatını kaybettiği odaya bazıları bir çiçek bazıları bayrak bıraktı, özlem, hüzün ve O’nu anmış olmanın huzuruyla ayrıldı.

Yazıyı miniklerle bitirelim…

Türkan Şoray İlkokulu’nun 28 öğrencisi Deniz öretmenleriyle gelmişti. Dokuz-on yaşlarındaki öğrenciler ellerindeki bayraklar ve cıvıl cıvıl halleriyle herkesin için açtı. Çok heyecanlıydılar. Onlara göre de Atatürk, “Bağımsızlık ve özgürlük” demekti.

Annelerinin elinden tutmuş heyecanla yürüyen dört yaşındaki Devrim Ata, iki yaşındaki Alparslan ve iki yaşındaki Ata onlar kadar heyecanlıydı. Alparslan’ın annesi Gizem Erkoç, “Hatırlayacağını umuyorum. Küçük yaştan bu değerleri kavrasın diye getirdim” dedi. Ata’nın annesi Merve Alkan’ın amacı da aynıydı: “Atatürk’ten dolayı adı Ata, Atatürk’ün değerleriyle büyüsün isityorum.”

Atatürk’ün ülkeyi emanet ettiği, bayram hediye ettiği çocuklar ile gençler ve büyükler oradaydı. Ömürleri boyu orada veya ülkenin başka bir yerinde O’nu anmaya, sadece anmakla kalmayıp fikirlerini yaşatmaya, açtığı yolda ilerlemeye kararlıydı!

83’üncü yılda da 9’u 5 geçe ‘hayat durdu’