Herhangi bir hava savunma sistemi, buna S-400’ler de dahil, İngilizcesiyle ‘Stand-alone’ yani kendi başına çalışacak sistemler değil. Bu sistemler, hele S-400 orta ve uzun menzilli savunma sağladığı için, en azından bütün Türkiye ve dolayısıyla NATO’nun kurulu radar şemsiyesiyle entegre çalışmak zorunda.
Dolayısıyla İran’dan gelen füzelerin ardından Türkiye’de başlayan “S-400’ler neden depoda” tartışması anlamlı bir tartışma değil, çünkü sorulan soru doğru soru değil. S-400’ler sisteme entegre edilemediği müddetçe depoda kalmaya ve çürümeye mahkum sistemler.
İşte gördünüz NATO Türkiye’yi, daha Türkiye’nin haberi bile olmadan tereddütsüz savundu.
Unutmayın, İran’dan sadece üç füze, o da aralıklarla geldi. Aynı anda 200 füze gelse, eminim bunlardan bazıları topraklarımıza düşecek, can alacaktı. Çünkü NATO Türkiye’yi yoğun bir saldırıya karşı koruma kapasitesinin düşük olduğunu kendisi kabul etti ve hemen Patriot bataryası da yolladı.
Peki Türkiye, NATO’nun bu şemsiyesine güvenerek ellerini kavuşturup oturmalı mı?
Hayır. Ülkemizin gelecekte NATO’ya da entegre edeceği kendi füze savunma sistemine ihtiyacı çok ama çok büyük.