BİR nevi Murphy kanunu bu: Bir ülke, demokratik hesap verebilirlikten uzaklaştığı ölçüde kaset savaşlarına yaklaşır. Biz hâlâ ‘demokratik hesap verebilirlik’ denen şeyin dört yılda bir yapılan seçimler olduğunu sanıyoruz. Oysa, demokratik hesap verebilirlik denen şey her gün yaşanması gereken bir şeydir. En önce parlamento hesap sorar iktidarlara, ‘hesap verebilirlik’ en önce parlamentonun önünde gerçekleşir… Ama bizim parlamentomuz ve parlamenter sistemimiz hesap soramaz; çünkü parlamento iktidarın denetimindedir… Demokratik hesap verebilirliğin olduğu ülkelerde çok ender durumlarla yargı hesap sorar siyasetçiye, iktidara… Ve son olarak medya. Bütün bu hesap sorma/hesap verme zincirinin son ve aslında etkisi en dolaylı halkası. Bizde savaşın bir ‘etki yaratma’ savaşı olarak cereyan etmesinin sebebi, hâlâ biraz da olsa geriye medya kalmış olması. O da bittiğinde, iktidarlar açısından demokratik hesap verebilirliğin hiç olmadığı güllük gülistanlık bir ülkeye kavuşmuş olacağız.