Bu ikilemi nasıl çözeceğiz? Bir yanda piyasa ekonomisi bir yanda fahiş fiyat ve stokçulukla mücadele. Fahiş fiyatla mücadele, “İstediğin fiyata satamazsın”; stokçulukla mücadele, “İstediğin zaman satamazsın.” demek. “Fiyatı da zamanı da ben belirlerim!” demek. Bunu Şi Jinping bile söylemedi.
Ne peki? Devlet aklı bunu da düşünmüş ve bir Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu kurmuş, bunun nasıl çalışacağını da bir yönetmelikle belirlemiş.
İki madde de “…ifade eder.” diye biter.
Ne oldu? İstediğin fiyata satar mısın? İstediğin zaman satar mısın? Hayır ve hayır. Ha, normal zamanlarda olsak satarsın. Fakat iki madde de “Olağanüstü hâl, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda…” diye başlıyor.
Anlaşılıyor ki sevgili okuyucum, biz en az altı yıldır (kanun 2020 tarihli) normal zamanlarda yaşamıyoruz.