İrfan Hüseyin Yıldız: Servet transferi hiç bu kadar göze sokularak yapılmamıştı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İktidarın enflasyonla büyüme politikası, bilinçli bir tercihtir ve ekonomiyi açmaza doğru sürüklemiş bulunuyor. Yükselen enflasyon, gelecekte de enflasyonun artacağı beklentisini oluşturmuştur. Beraberinde artan güvensizlik ve belirsizlik piyasa dengesini bozmuş, kimse yeni yatırım yapamazken sermaye çıkışları ve devalüasyon kaçınılmaz görünüyor. Geçen yazılarımda anlattığım stagflasyon ve ani duruş riskleri dahil, zor bir kış bizi beklemektedir.

Tablo şudur: Çalışanların yarısından fazlası, emeklilerin büyük bir kesimi açlık sınırın altında gelir elde etmektedir. Dar ve sabit gelirlilerinin önemli bir bölümü yoksulluk sınırı altında bir gelire sahiptir. 7.8 milyon (geniş tanımlı) işsizimiz, bir o kadar da sığınmacımız var. OECD ülkelerinde gıda enflasyonu ortalaması yüzde 12.6’ iken Türkiye yüzde 94.65’lık gıda enflasyonuyla, dünyada, Lübnan, Zimbabve ve Venezüella’dan sonra gelmektedir. Buna karşın varlıklı bir azınlık, enflasyondan yararlanan büyük işletmeler, bankalar ve Türk oligarklar zenginleşmeye devam ediyor. Kur korumalı mevduatta olduğu gibi, tüm neoliberal uygulamalarda bile servet transferi hiç bu kadar toplumun gözüne sokularak yapılmamıştı. Elbette bütün bunların ilk seçimde siyasal sonuçları olacaktır diye düşünüyorum.

İrfan Hüseyin Yıldız’ın yazısı