İrfan Değirmenci: Kendini gizlemek zorunda kalanların ülkesi olmamalıyız, en kötüsü bu

Geçen hafta gözaltına alınan gazeteci İrfan Değirmenci Diken’e konuştu: “Hafta sonu bana bir polis amiri ‘Dört harfli o kelimeyi kullanmayacaksınız, yasak. Kaymakamlık yasakladı. LGBT demeyeceksin’ dedi. Ne münasebet?”

Fotoğraf: @degirmencirfan/ X

Gazeteci İrfan Değirmenci, bir yıl önce sosyal medyadan LGBTİ olduğunu açıklamıştı. LGBTİ hakları konusunda basın toplantıları, haberler ve yürüyüşlerde yer almış, LGBTİ’lerin uğradıkları baskılara dikkat çekmek için çalışmıştı.

Değirmenci Mayıs 2023 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili adayı olmuş ve seçilememişti. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde TİP’in bu kez Çankaya belediye başkanlığı için aday gösterdiği Değirmenci seçimi üçüncü tamamlamıştı.

Kanal D ve Halk TV’de uzun yıllar spikerlik yapan Değirmenci 28 Haziran’da TİP’in Onur Haftası için Yoğurtçu Parkı’nda organize ettiği buluşmada gözaltına alındı, bir gün sonra yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldı.

Değirmenci’yle gözaltı sürecini, Türkiye’de LGBTİ bir gazeteci olmayı ve dünyada yükselen LGBTİ karşıtlığına karşı siyaset yapmayı konuştuk.

Geçen hafta gözaltına alındığınızda Murat Sevinç, Diken’e Sevgili Arkadaşım İrfan Değirmenci için… başlıklı bir yazı yazdı. Orada sizin için şöyle diyordu:

“İrfan bir halk çocuğudur. İçinden çıktığı yoksul halka ihanet etmeyen, onlara yalan söylemeyen, toplum için çalışmayı bir değer kabul eden, bu yüzden siyasete girişmiş, yalansız dolansız bir halk çocuğu.”

2017 anayasa değişikliği referandumunda ‘Hayır’ oyu kullanacağınızı açıkladığınız için Kanal D’deki işinizden ayrılmak zorunda kaldınız. Daha sonra Halk TV’yle de artık Türkiye İşçi Partisi (TİP) çatısı altında siyaset yapmak istediğiniz için yollarınız ayrıldı. Fakat kamuoyunun en çok dikkatini çeken LGBTİ kimliğinizi açıklamanız ve hayatınızı artık açık kimliğinizle sürdürmek istemenizdi.

Kimliğinizi açıklamaktan tutun alanlarda gözaltına alınmaya kadar giden bu yolculukta İrfan Değirmenci’nin bu cesareti nereden geliyor? Neden bu yolu seçti?

Gözaltından çıkar çıkmaz Murat Sevinç’i aradım, kendisine dedim ki, “Yazını çerçeveletip duvara asacağım.”

2017’de ‘Hayır’ oyu kullanacağımı açıkladığımda ana akım medyadan kovuldum, ne yapabiliriz diyerek ilk arayanlardan biri de Murat Sevinç’ti. Birbirimizle hayatımızın farklı dönemlerinde dayanışma içinde olmaya gayret ettik.

“Kurtuluş yok tek başına” ve bu yüzden ülkenin tek adam rejimiyle yönetilemeyeceğini, medyanın tek adamın eline teslim edilemeyeceğini söyleye söyleye geldiğimiz noktada eleştirdiğine dönüşmesin diye muhalif medyaya “Siz de yetersizsiniz, aynı ezberleri yıllar boyunca insanlara söyleyerek bir yere varamıyorsunuz” diyerek her şeyin tıkanmış olduğunu fark ettiğim anda kendimi siyasette buldum.

Değirmenci ve sosyal medyada ‘Basel’ adıyla bilinen Bekir Aslan Yoğurtçu Parkı’nda gözaltına alınmadan önce. Fotoğraf: X

2025 yılındayız. Açık açık konuşulması gerekiyor. “Durduk yerde kendini niye açık ettin” diyenler var. Durduk yerde yapmadık bunu. Durduk yerde zannedenler gözünü olup bitenlere kapayanlar.

“Beni bu dünyaya sığdıramadınız” diyerek canına kıyan insanların olduğu bir ortamda kamuoyunun bildiği tanıdığı isimlerin de bir adım öne çıkması gerekiyor artık. O dolaplara daha fazla saklanmamaları gerekiyor.

Evet, İstanbul’da gözaltına alındım. Çok konuşuldu. Gözaltı süreciyle ilgili de yazıp çizdim. 24 saat gözaltında kaldım. Yıllardır cezaevinde yatan insanlar kadar konuşuyor demesinler. Müsaade edersen sevgili Ece, ben o gözaltı sürecini böylece kapatıp noktalayayım. Herkesin başına gelen benim de başıma geldi. Alnımız ak, başımız dik. Yurt dışına çıkış yasağı aldık ve çıktık oradan. Zaten yurt dışına çıkacak değiliz. Memleket bizim bir yere de gitmiyoruz, mücadeleye devam edeceğiz.

‘Polis, o dört harfli kelimeyi (LGBT) kullanmayacaksınız, dedi’

“Keşke Halk TV’den ayrılmadan önce LGBTİ kimliğimi açıklasaydım” dediniz mi? Bir geç kalmışlık duygusu hissettiniz mi?

Benim kararımı açıklamamla medyadan ayrılmam hayatın bizi getirdiği yerden bakacak olursak belki ilintili.

Kanal D’den kovuldum, Halk TV’den ayrıldım çünkü yetersiz kaldığımı düşündüm.

Her gün haklarımız elimizden alınırken, aynı ezberlerle, aynı kitleye, aynı şeyleri söylemenin bir anlamı olmadığını düşündüm. Tüm bunların ardından TİP’ten İzmir milletvekili olarak genel seçime girdim, daha sonra Çankaya yerel seçimde belediye başkanı olarak aday oldum. Yoksa medyadan ayrılmamla doğrudan ilgisi yok ama Türkiye’nin vaziyetiyle, durumuyla ilgisi var.

Örneğin Barbaros Şansal da sorumluluk aldı. Ama zannetmesinler ki bir tek ikimiz varız.

Cinsel tercih, tercih diyorlar. Tercih değil bu yönelim. Bir varoluş ve varoluşumuz yasaklanmaya çalışılıyor.

Hafta sonu bana bir polis amiri “Dört harfli o kelimeyi kullanmayacaksınız, yasak. Kaymakamlık yasakladı” dedi. “LGBT demeyeceksin” dedi. Ne münasebet? Sen yasak dedin diye ne lezbiyenler yok oldu, ne geyler, ne biseksüeller, ne translar…

‘Emekli maaşımla siyaset yapıyorum, profesyonel gazetecilik faaliyetim yok’

Fotoğraf: @degirmencirfan/ X

Gazetecilik ve siyaset ayrımı Türkiye’de çok tartışılan bir konu. Siz hem gazeteci hem şu anda TİP üyesiniz. Ayrıca LGBTİ hakları konusunda bir aktivizm yapıyorsunuz. Ama bir yandan bazı gazeteciler ve etik tartışmalar gazeteciliğin, siyasetin ve hatta aktivizmin iç içeliğine karşı. Bahsettiğim bu üç kimliği de taşıyan bir gazeteci olarak neler söylemek istersiniz?

Bana şayet TİP’te siyaset yaparken nasıl gazetecilik de yapıyorsun diye soran olursa, Çukurova’da yaptığı röportajlarla hayata, mesleğe çok sağlam bir muhabir olarak başlamış Yaşar Kemal’in Türkiye İşçi Partisi’nin radyo propaganda konuşmasını nasıl okuduğunu hatırlatırım.

Ben aktivizm, siyaset tarafının ağır bastığı bir dönemden geçiyorum. Şu anda gazetecilik faaliyetim profesyonel olarak yok. Sadece düşüncelerimin örtüştüğü insanların videolarının yayınlandığı bir YouTube kanalında gönüllü olarak sokak röportajları yapıyorum. Ona da yaz boyunca bir süre ara verdim.

Bizim mesleğimizin özü muhabirlik, sokakta olmak ve halkın sesini duyurmak. Halkın sesini duyurmak için çalıştım hep. Kendi sesimi, şöhretimi, hayatımı değil, içinden çıktığım yoksul halkın sesini duyurabilmek ve meseleleri çözebilmek için. Bunun için sokaktayım, beş kuruş almadan muhabirlik yapıyorum. Emekli oldum, o bana yetiyor. Fena konuşmuyorum Türkçeyi. Diksiyon dersi vermeye gayret ediyorum.

Hangi parayla bunları yapıyorsun diye soranlar oluyor. Mesela foncu diyorlar. Ben emekli maaşımla ve diksiyon dersi vererek alnımın teriyle siyaset yapmaya çalışıyorum.

‘Patron başka, gazeteci başka’

Halk TV’nin TİP’e uyguladığı bir sansür var ve siz daha önce ayrılmıştınız kanaldan. Ama kanalda gözaltılar olduğunda (Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş gözaltına alınmıştı/ 28-29 Ocak) Halk TV’ye gidip destek yayını yapmıştınız. Bununla ilgili neler dersiniz?

Muhalif medyaya getirilen yasaklar ve oradaki meslektaşların uğradığı haksızlıklar karşısında elbette susmayacağız. Bugün olsa ihtiyaç duyulsa yine orada kapıda en önde bunu savunacağım. Çünkü savunduğumuz şey halkın haber alma özgürlüğü.

Halk TV Deniz Baykal (Eski CHP genel başkanı) hayattayken kuruldu. Sonra Aslı Baykal (Deniz Baykal’ın kızı) televizyonu İngiltere’de yaşayan bir tekstil kralına sattı. O tekstil kralı cebindeki parayla televizyonun görüntüsünü değiştirdi.

Ama gazeteci başka şey, patron başka şey. Orada gazetecilik yapan tüm arkadaşlarım ve o televizyonun var olabilmesi için başına gelen her haksızlıkta orada kapının önünde bağırmaya devam edeceğim.

‘1995’te Kaos GL’yi okuduğumda Türkiye’de başka eşcinseller de varmış, dedim’

Önümüzdeki süreçte LGBTİ’lerin hayatlarını tamamen değiştirecek bir yasa teklifi konuşuluyor. Örneğin bir LGBTİ çiftin fotoğraf paylaşmasından LGBTİ kelimesinin kullanılmasına kadar her şey bir suç unsuruna dönüşebilir.

Bunun dışında geçen hafta KAOS GL’nin X hesabı ve sitesi erişime engellendi. Siz de son birkaç aydır sürekli sosyal medyada linçleniyor ve hedef gösteriliyorsunuz. Bu yapılanlar size nasıl hissettiriyor?

Kaos GL’den söz etmişken, Yıldız Tar (Kaos GL genel yayın yönetmeni) cezaevinden başı dimdik çıktı.

1995’te Ankara’da fotokopiyle çoğaltılmış üç sayfa Kaos GL dergisini şöyle bir çevirip Türkiye’de başka eşcinseller de varmış, demiştim. Kaos GL’nin geçmişi oralara dayanır. İki sayfa fotokopi kağıdıyla örgütlenen KAOS’un sesini kapatın, onu kapatırsın başka yerden ses duyulur.

Hissettiğim şey şu: Bakın dünyanın her yerinde insanların özgürlüklerini ellerinden almaya çalışıyorlar. Kendi tabanlarını konsolide etmek için LGBT’yi düşmanlaştırıyorlar, “Cinsiyetsizleştirecekler sizi” diyorlar, sanki mümkünmüş gibi.

Viktor Orban (Macaristan başbakanı) Macaristan’da Onur Yürüyüşü’nü yasakladı fakat tam 200 bin Budapeşteli sokağa çıktı. 200 bin kişiyle yapılan o yürüyüş bir şey anlatıyor.

Bu yürüyüşün (ABD Başkanı Donald) Trump’a da (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’e de (Cumhurbaşkanı Tayyip) Erdoğan’a da bir şey anlatması lazım.

Kendini gizlemek zorunda kalanların ülkesi olmamalıyız. En kötüsü bu. Ben de bilirdim elbette yalandan aşk hikayeleri anlatmayı. Okyanus ötesinde sevdiğim bir kadın var, ona aşığım ve onun gelmesini bekliyorum diye hikayeler anlatabilirdim. Ama ben her evin sevdiği insan olmayı tercih etmiyorum.

Beni ben gibi sevsinler istiyorum. Beni olmadığım biri gibi severlerse bunun bir anlamı yok ki. Onlara hayat boyunca rol yapmaya devam mı edeyim? Eğer beni böyleyim diye sevmeyecekse de varsın sevmesin.

Ama dönsün kendi etrafına baksın, nerede yanıldığını, neden içinde nefret biriktirdiğini sorgulasın.

Biz 18 yaşını geçmiş yetişkin insanların kendi hayatlarıyla ilgili karar verme hakkından söz ediyoruz. Başka bir şeyden değil. Benim hayatımdan sana ne demek bizim hakkımız.

-Seni çok seviyorduk evladım.

-E ne oldu sonra?

-Meğer…

-Ne meğer?

Ben size hiç yalan söylemedim ki televizyonda. Yine söylemiyorum. Televizyonda çalıştığım 25 yıl boyunca da yanımda olmadık kadınlarla görüntü verip işte annem de benimle evlenmemi bekliyor, kısmetse bu yaz düğün yapacağım diye rol yapmadım. Özel hayatımla ilgili hiç konuşmadım.

Gözaltı meselesini kapamıştık ama yine de sormak isterim. İfadeniz alınırken size sadece ‘Nerdesin Aşkım’ sloganı mı soruldu?

‘Sanki uzaydan gelmişim gibi davranıyorlar’

Suçlama ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet’ti. Sordukları tek bir soru oldu: “Nerdesin aşkım sloganını neden attınız?”

47 kişiydik. Soruyu duyunca güldük aramızda. Aramızda “Hadise’nin şarkısı olduğu için slogan attım” diyen de oldu. Gerçekten sevgilimi kaybetmiştim, ona bağırıyordum diyen de oldu.

“Bu bir slogandır ve bir sloganı atmak da suç değildir” diyen de oldu. Bunu sordular. Başka ne soracaklar? Ne yapmışız ki?

Hani “Ya siz öleceksiniz, ya biz” mi demişiz mesela? Elimize benzin bidonu alıp bir yerleri mi yakmaya çalışmışız? Birilerini mi öldürmeye çalışmışız? Ne yapmışız? Sohbet etmek için bir araya gelmiştik.

Son söz

Bu vesileyle şunu da söyleyeyim hani sanki evet uzaydan gelmişim ve ilk kez bu ülkede böyle bir şey oluyormuş gibi davranıyorlar.

Türkiye’de LGBTİ hakları alanında yıllarca mücadele etmiş çok önemli isimler var. Kaybedecek çok şeyi olmasına rağmen öne çıkıp bu alanda hak mücadelesi vermiş olanlar var.

Onları ve yaptıklarını saymadan ben ben demek de bu insanlara haksızlık.

Sevgili arkadaşım İrfan Değirmenci için…

Gazeteci İrfan Değirmenci dahil 42 kişi serbest bırakıldı

Gazeteci İrfan Değirmenci ve Basel gözaltına alındı

İrfan Değirmenci: LGBTİ kimliğimle barışığım