Ben de bu hafta Bodrum’dan İstanbul’a dönerken, havalimanında güvenlik kontrolünden geçtikten sonra susadığımı hissettim ve bir su almak üzere havalimanında bulunan kafelerden birine yöneldim. Bodrum/Milas Havalimanı’nda suyu son olarak 40 TL’ye satın almıştım ve o gün de bu rakamı yüksek bulmuştum. Önümdeki dolapta bulunan yarım litrelik plastik şişe sulardan birini alıp ödemek üzere kasiyere ne kadar olduğunu sordum ve aldığım cevapla beynimden vuruldum.
Kasiyer suyun 80TL olduğunu söylediği an içimde büyük bir öfke yükseldi ve elimde tuttuğum suyu çok susadığım halde susuz kalmak uğruna yerine bıraktım. Uzunca bir süre suyun fiyatının üzerimde yarattığı şaşkınlık ve sinirle kendi kendime söylenmeye devam ettim. Havalimanı içinde umutsuz bir şekilde yürürken suyun fiyatını sormak için karşıma çıkan bir diğer havalimanı kafesine yaklaştım. Orada da suyun 85 TL olduğunu öğrendim ve artık kendimi tutamayarak, sinir içinde yüksek sesle kahkaha atmaya başladım. Suyun bugünlerde litresi yaklaşık 45 TL olan benzinden neredeyse dört kat daha pahalıya satılabildiği bir tabloyla karşılaşmak beni fena çarptı.
Yaşam kaynağımız ve temel bir besin maddesi olan suya olan erişimimizin bu kadar zor olmaması gerekiyor. Maruz bırakıldığımız bu hali kabul etmek istemediğim ve beni yarım litrelik bir pet şişe suya 85 TL ödemeye mahkâm etmeye çalışan sisteme kendimce kafa tutmak için susuz kalmak uğruna o parayı ödemedim.
Su sanırım benim için bardağın taştığı yer oldu. Son dönem yaşamsal ihtiyaçlar dahil satın aldığımız her şeydeki akıl almaz fiyat artışları hepimizi zorluyor.
Bu hikâyenin sonunda çok susadığım için uçakta su satın almak zorunda kaldım. AJet ile yaptığım uçuşumda 0,33 litrelik suya 40 TL ödedim. Maalesef bu rakamın da vicdana sığar bir yanı yok.
Uçaktan indiğimde acelem olmasına rağmen üşenmedim ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir kafeye uğrayıp fiyat sordum. 0,50 litre suyun 40 TL olduğunu söylediler.