İki şiir, dostluk ve can sıkıntısı
İ

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

C. HAKKI ZARİÇ

Orhan Veli sansür, muzır fikirler, Tercüme Dergisi ve dini içerikte bazı dergiler üzerine kısa kısa görüşlerini bildirirken, ‘Demokrasi Sayısı’ başlıklı yazısında lafı Rıza Çavdarlı’ya getirir.

“… Tanrı Kulu’nun başyazarı Rıza Çavdarlı’yı öveceğim. Rıza Çavdarlı ile akşamdan akşama meyhanede görüşürüz. Dün akşam yine konuşuyorduk. Bana bir şiir okudu. Daha doğrusu kimseye zahmet olmasın diye mezar taşını ölümünden evvel kendisi yazmış. Pek hoşuma gitti. Bu güzel şiirden okurlarımın da istifade etmesini isterim:”[1]

Bu yazı ve Rıza Çavdarlı’dan alıp okuyucularına aktardığı şiir, 19 Nisan 1947 tarihli Zincirli Hürriyet’te yayımlanmış. Hazır elimde Orhan Veli’nin Bütün Yazıları varken ve yayına hazırlayanlar zaten işlerini layıkıyla yaptığından alıntıyı dergiden değil kitaptan yaptım.

Mesele bu değil aslında. Mesele hepimizin yakından bildiği üzere bir şiirin başlığı altında iki farklı şiirin iki farklı zamanda yazılmış olması.

Rıza Çavdarlı hakkında kısa bir araştırma yaptığınızda Servet-i Fünun’dan dönemin gazetelerine, kitaplarından hayatına çok şey öğrenebiliyorsunuz zaten. Hatta ‘Eski Türklerde Şarap ve Tarihi’ başlıklı bir yazısı var ki çok iyi bir inceleme. 5 Mayıs 1937 tarihli Yarım Ay dergisinin 4’üncü sayfasında yayımlanmış.

Esinlenme ve ötesi

Oluyor, olur. Edebiyatımızda esinlenme, aşırma, aktarma olmuştur, olur. Erdoğan Alkan özellikle şairlerimizin Fransız şairlerinden ne derece esinlendiğini, esinlenmekle kalmayıp nasıl benzer dizeler kurduğunu yazmıştır.

Verlaine (Nevermore)
Hatıra, hatıra, ne istiyorsun benden? Sonbahar

Tarancı:
Bilmem ki hatıralar
Ne istersiniz benden
Gelir gelmez sonbahar [2]

Bir örnek olması için Erdoğan Alkan’dan yaptığımız bu alıntı Paul Verlaine ile Cahit Sıtkı şiiri arasındaki benzerliği koyar ortaya.

Bir başlıkta iki şiir

Orhan Veli ile Rıza Çavdarlı arasında ‘akşamdan akşama’ geçen buluşmalardan birinde ise Çavdarlı’nın okuduğu şiirin başlığı ‘Kitabei Sengi Mezar’dır. Çavdarlı bu şiiri ne zaman yazmış bilmiyorum. Ancak o gece Orhan Veli’ye okuması, Orhan Veli’nin hiçbir kıskançlık, haset ya da ‘aşırma’ duygusu taşımadan arkadaşının şiirini alıp yazısına eklemesi, iki insan arasındaki dostluğun, yazı akrabalığının ve akşam buluşmalarındaki samimiyetin elbette bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Garip’in ilk baskısının Resimli Ay Matbaası’ndan 1941’de çıktığını düşünürsek, Orhan Veli’nin  ‘Kitabe-i Seng-i Mezar’ şiirinin daha önce yayımlandığını düşünebiliriz. Rıza Çavdarlı’yla görüşmesi ve şiiri alıp yazısıyla birlikte Zincirli Hürriyet’in 19 Nisan 1947 tarihli basımında yayınlaması sonucu iki şiir arasında altı yılın olduğunu görebiliriz.

Önce Rıza Çavdarlı’nın şiirini okuyalım:

KİTABEİ SENGİ MEZAR

Şu taşın altında yatan Çavdar-ı zâr rind-i garip
Bir ömür sürdü k her saniyesi gamlı acîp
Şu hayat meygedesinden bir iki duble içip
Göçüverdi… Varacak menzil-i rıdvân olsun
Barî Saki-î Ezel lütfuna şayan, olsun

Doldurup hâtıra-i meygededen bir şişe mey
Gel ser-i kabrime dur şişeyi çek şapkayı eğ
Cûş edince dil-i mestinde nidâ-yı hey hey
Taşıma vur şişeyi çâk-i giribân olsun
Dökülen mey kırılan şişe-i rindân olsun[3]

Rıza Çavdarlı’nın şiirinin sonunda tırnak içine aldığı dize Nedim’e aittir. Hatta bir berceste mısradır bu:

“Ayâğın sakınarak basma aman sultânım
Dökülen mey kırılan şîşe-i rindân olsun”[4]

Şimdi de Orhan Veli’nin şiirini okuyalım:

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hattâ çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi.
Ayakkabısı vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını
Günahkâr da sayılmazdı

Yazık oldu Süleyman efendiye.[5]

İki farklı şiir, iki farklı insan. Nihayet bir şiirin bir şiire neden olduğu, biz okurların da bundan nasiplendiği bir güzel uyumsuzluk durumu var ortada. Hele ki Orhan Veli’nin herhangi bir haset göstermemiş olması, hayata ve şiire dahil.

Orhan Veli Galata Köprüsü’nde. Mümtaz Yener resmi.

Issız Acun’da Rıza Çavdarlı

İstanbul Belediyesi Genel Meclisi Dâimî Komisyonu’nun 1 Haziran 1951 T.’li ve 7164/7599 S.’lı kararı şöyledir:

Belediyemizin yardımlarıyla Erenköy Sanatoryumu’nda tedavi edilmekte iken 31 Mayıs 1951 günü vefât ettiği ve kimsesinin de olmadığı bildirilen muharrir Rıza Çavdarlı’nın teçhiz ve tekfini için 100 liralık yardım yapılmasına Dâimî Komisyon’un 1 Haziran 1951 tarihli toplantısında karar verildi.

Kimsesi olmadığından tedavisi için İstanbul Belediyesi’nin delâlet ve yardımlarıyla Erenköy Sanatoryumu’na yatırılan, vefat ettiğindeyse cenazesi İstanbul Belediyesi tarafından kaldırılan muharrir Rıza Çavdarlı’nın kim olduğunu biliyor musunuz?

Tam ismiyle Rıza Süleyman Çavdarlı, maalesef edebî değeri ve önemi günümüze kadar anlaşılamamış Şehâbeddin Süleyman’la ülkemizin ilk din felsefecisi sayılan ‘materyalist’ yazar Memdûh Süleyman’ın kardeşiydi. Ricâl-i devletten bir ailenin çocuğunun, bir kimsesiz olarak vefat etmesi ve cenazesinin ancak belediyenin tahsis ettiği parayla kaldırılabilmesi nasıl da hazindir![6]

“James, dünya o eski dünya..”

Taner Ay bize tarihin saklısında kalan ve unutulan edebiyatçıların portrelerini daha çok yazsa keşke. ‘Ricâl-i devletten bir ailenin çocuğu’ kimsesizler mezarlığına gömülmekten İstanbul Belediyesi sayesinde kurutuluyor, tedavi aşamalarında da yine belediyenin yardımları olduğu bilgisini veriyor Taner Ay.

Madem şiirle ve şairle başladık, bir cümle olarak bunu da verelim.

Ahmet Erhan, Taner Ay’a ithaf ettiği James Dean şiirinde canı sıkılmayanlara öfkeyle çatıyor ve şiiri şu dizelerle bitiriyor:

James Dean diye bir çocuk
Her şeye kamyon dolusu ölüm yakıştıran
Saçları yüzüne düşmüş, deli gözleri ezik
Kardeşim olacak yaşta
James, dünya o eski dünya…[7]


[1] Orhan Veli Kanık, Bütün Yazıları, Hazırlayanlar: Necati Tonga-Tahsin Yıldırım, Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım Ocak 2021, sf. 225

[2] Erdoğan Alkan, Karanlıklar Prensi Baudelaire, Evrensel Kültür Kitaplığı, 1. Basım Mart 1995, sf..  95

[3] Orhan Veli Kanık, Bütün Yazıları, Hazırlayanlar: Necati Tonga-Tahsin Yıldırım, Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım Ocak 2021, sf. 225

[4] Şemsettn Kutlu, Divan Edebiyatı Antolojisi, Remzi Kitabevi 1. Basım 1983, sf. 367

[5] Orhan Veli, Garip, YKY, 1. Basım Temmuz 2014, sf. 63

[6] Taner Ay, Edebiyatımızda Unutulanlar ve Kaybedenler 2, İstanbul 2023

[7] Ahmet Erhan, Buz Üstünde Yürür Gibi, Everest Yayınları, 1. Basım Haziran 2006, sf. 208