ABD’nin 2’nci Dünya Savaşı sonrasında yöneldiği Ortadoğu siyaseti ve İsrail’in bu siyasetteki merkez ülke olması dikkate alındığında, Erdoğan rejiminin, doğrudan “Batı’ya” yönelik girişimlerde pek yüz bulamaması karşısında dönüp bölgedeki ABD iş birlikçisi rejimlerle ilişkilerini normalleştirme girişimlerinin İsrail’le ilişkilerini normalleştirmezse bir işe yaramayacağını herkes bilir. Bu yüzden İsrail-Türkiye ilişkilerinde gelinen yerin gösterilmesi için Herzog Türkiye’ye davet edilmiştir.
Nitekim, Herzog’un Türkiye’ye davet edildiği Erdoğan tarafında ocak ayının ortasından beri her vesileyle söylenirken, Herzog’un gelmesiyle İsrail ve Türkiye arasında birlikte hangi kültürel, siyasi ve ekonomik anlaşmaların imzalanacağına dair bir gündem açıklanmamıştır. Çünkü, Erdoğan ve yönetiminin Herzog’un ziyaretinden beklediği, Herzog’un Türkiye’ye gelmiş olması ve İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesinde hızlı adımlarla ilerlendiğini göstermektir.
İsrail’e ilişkiler denince kamuoyunda ilk akla gelen Filistin ve Filistin halkının hakları sorunudur. Ama, Erdoğan yönetimi epey bir zamandan beri “Filistin davası”ndan, “İsrail zulmü”nden, “Mescidi Aksa” ve “Kudüs’ün kutsallığı”ndan hiç söz etmemektedir. Yakında Türkiye’nin İsrail Büyükelçiliği, Tel Aviv’den Kudüs’e taşınırsa da şaşırmamamız gerekir.