Tersine, gerek mayıs ayındaki saldırı gerekse bu en son 7 kişinin katlinin, savcının, emniyetin ve İçişleri Bakanı Soylu’nun peşinen “iki komşu arasındaki husumet cinayeti”ne bağlamaları, bu cinayetin aynı zamanda siyasi bir cinayet olduğunun da kanıtı mahiyetindedir.
Dahası, İstanbul ve Ankara’da cinayeti protesto edenlere polis müdahalesi, gazetecilerin görevlerini yapmalarının engellenmek istenmesi, ülkücü bir grubun cinayeti protesto eden gençlere saldırması da hem ülkedeki siyasi iklim hem de cinayetin, katilin kişisel amacından bağımsız olarak ırkçı-şoven bir zihniyetin eseri olduğunu ve ülkedeki siyasi iklim tarafından da teşvik edildiğini göstermeye yetecek mahiyettedir.
Bu yüzden savcılar görünüşün arkasındaki gerçeği soruşturmak durumundadırlar. Aksi halde ne yeni ırkçı şoven saldırıların ne de bu karakterdeki cinayetlerin sonu gelecektir.