İhsan Çaralan: Provokasyonun büyüğü küçüğü olmaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Elbette ki bu ülkede partilerin binalarına kurşun sıkılması az rastlanır bir vaka değil! Tersine, pek çok muhalif partinin binaları kurşunlanmış, bu saldırılar HDP’nin İzmir İl Örgütünde Deniz Poyraz’ın vahşice öldürülmesine kadar varmıştır. Bugün İyi Partinin binasının kurşunlanmasına böylesi yüksek düzeyde tepki gösterilmesi, hiç kuşkusuz bu saldırının;

*Bugüne kadar iktidarın muhalif pek çok gazeteci, aydın ve muhalif siyasetçiye yönelik sadırıların ve partilere kurşun sıkılmasının arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılması bir yana, yakalanan saldırganların hiç birini cezalandırmamış olması, hatta bu saldırıların adeta saldırganların “Fikirlerini ifade etme özgürlüğü kapsamında” gösterilmesi,

*AKP ve MHP yöneticilerinin, en başta da Erdoğan ve Bahçeli’nin muhalif muhataplarını açıkça tehdit eden bir üslup ve ülkenin siyasi iklimini sürekli olarak zehirleyen bir politika tarzında ısrar etmeleri,

*Tek adam yönetiminin iktidarda kalmak için muhalefeti itibarsızlaştırma ve etkisizleştirmeyi esas alan bir seçim stratejisi benimsemesi ve bunun için de şiddeti kullanmaktan imtina etmeyeceğinin ortaya çıkmasıyla bir muhalefet partisinin binasının kurşunlanması olarak ortaya çıkan provokasyon, elbette ki eylemin kendisinden çok daha fazla etkileyici sonuçlar doğurur. Hele de bu saldırıdan bir gün önce Erdoğan’ın Akşener’i, “Benim adım Tayyip” diye başlayıp, “Beni kendinle uğraştırma” diye bitirdiği “racon” kesmesiyle birleştiğinde!

İhsan Çaralan’ın yazısı