Son haftalarda, Afganistan’dan başlayan göçün ABD’nin Afganistan’daki güçlerini ve işbirlikçilerini tahliyesiyle bağlantılı olduğu, bu konuda ABD yönetim ile Erdoğan arasında bir anlaşmaya varıldığı anlaşılıyor. Bu anlaşmadan Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığının pek de haberi olmadığı anlaşılıyor. Reuters’in ABD Dışişleri Bakanlığının yetkililerine dayandırılarak yaptığı, “Sadece ABD hükümeti ve ordusu için çalışan Afganları değil, ABD’nin finanse ettiği projeler, ABD merkezli STK’ler ve medya kuruluşları için çalışanları da kapsayacak bir göç”ün planlandığı ve Türkiye’nin bu göçteki “üçüncü ülkelerden birisi” olduğuna (öteki de Pakistan) dair açıklamalar böyle bir anlaşmanın varlığını göstermektedir. Ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye onları (göçmenleri) güçlü olduğu için koruma altına alıyor. Bundan sonra finansı iyi yönetmek suretiyle böyle adımları atacağız...” biçimindeki ilk bakışta öznesiz gibi görünen açıklamalar Afgan göçünün, bildiğimiz bir göç dalgasından farklı özellikler taşıdığını göstermektedir. Dahası bu göçün ABD ile tek adam yönetimi arasında, Türkiye’nin “Afganistan görevi” talebi ile bağlantılı olan bir “at pazarlığı” üstünden biçimlendirilen “organize bir göç dalgası” olduğu olasılığını güçlendirmektedir.