Tek adam rejimi ve Cumhur İttifakının “İç cepheyi güçlendirme” iddiasıyla attığı adımın ilk hamlesi olan MHP’nin TBMM’deki DEM Parti grubuna giderek Eş Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti’li vekillerin ellerini sıkıp hoşbeş etmesi medya ve siyaseti karıştırdı. 14-28 Mayıs seçimini Kürt sorunu üstünden oluşturduğu, sahte videolarla üretmeye varan “terör iş birlikçiliği” kara propagandasıyla motive edip muhalefeti sindirme ve kendi içinde bölmede önemli bir dayanak yapan Erdoğan-Bahçeli ittifakı, bu sefer de tam tersine Kürt sorunu üstünden “Barış eli uzatma” ve “İç cepheyi güçlendirme” propagandasıyla muhalefet saflarında tartışma ve bölünme yaratarak tek adam rejiminin zeminini güçlendirerek hayatın her alanında çöken politikalarının üstünü örmeyi amaçlamaktadır.
Çünkü Kürt sorununun çözümü ya da Kürt sorununu çözme isteği doğrultusundaki her girişimi “bölücülük”, “teröre destek” olarak görme anlayışının siyasette “yumuşak karnı” DEM Parti ve demokrasi güçleri değildir. Tersine Kürt sorununun çözümünün adını anmayı bile siyasette “mayınlı alan” olarak gören ama bütün sorunları demokrasi, özgürlükler, insan hakları ekseninde çözeceğini iddia eden, bunu için Kürt siyasetinden ve halkından destek isteyen CHP’dir. Nitekim CHP son dönemde tek adam rejiminin DEM’li belediyelere kayyum atamalarını, Kürt partilerini kapatma, HDP ve DEM Parti’ye yönelik keyfi operasyonlar uygulamalarını eleştirmekte ama sorunun çözümüne dair bir şey söylememektedir. Kürt sorunu üstünden Cumhur İttifakının manevraları da CHP’nin “yumuşak karnı”na yöneliktir.
Bu yüzden Erdoğan ve Bahçeli’nin hamlesi bir yandan DEM Parti’yi muhalefet blokundan ayırıp en azından tarafsızlaştırmayı amaçlarken öte yandan da CHP ile olan fiiliyattaki yakınlaşmasının önünü kesmeyi amaçlamaktır. Böylece Erdoğan-Bahçeli ikilisi karşılarındaki dinamik iki muhalif odağı birbiriyle mücadele eder hale getirmeyi hesaplıyor görünmektedir. Kısacası Bahçeli ve Erdoğan’ın iç cepheyi güçlendirme stratejisi Kürt sorunu ve öteki sorunları çözerek ülke içinde ve bölgede barış için adım atmaktan değil siyasi iklimi maniple etmek, muhalefeti bölüp etkisizleştirmekten geçiyor.