Savaşın bir stratejisi, hedef yok değil: ABD’nin stratejisinin net olmadığı, savaşın belirsizlikler içerisinde ilerlediği yönünde yorumlar yapılsa da bu durumun kendisinin de bir strateji olabileceği unutuluyor. Rejim değişikliği, politik yumuşama, nükleer programı sona erdirmek, askeri kapasitesini zayıflatmak aynı amacın farklı varyasyonları. Rejimin değişmediği ancak ülkenin kolunun kanadının kırıldığı “istikrasızlık” içerisine sürüklenen bir İran, tıpkı Suriye örneğinde olduğu üzere, bir tercih nedeni olabilir. İran’ın istikrarsızlaştırılması tercih edilebilir bir plan olarak görülüyor.
Babadan oğula Ayetullahlar saltanatı: Emperyalist-siyonist haydutluk rejim değişikliği için çıktığı yolda, rejimi daha da tahkim etti. Öldürülen dini lider Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in getirilmesi şimdiden İran iç dengelerini temelinden sarstı. “Ilımlı” reformist kanadın önündeki yollar bizzat ABD-İsrail tarafından kapatıldı.
Trump, Netanyahu’nun peşine takılmadı, ABD tuzağa düşmedi: ABD’nin İsrail’in peşine takıldığı, Trump’ın savaşa zorlandığı iddiaları Amerikan emperyalizminin gücünü seyreltiyor. İsrail lobisi güçlü olsa da ABD’nin “tuzağa düşürüldüğü” söylemleri gerçeklikle bağdaşmıyor. Gelir gelmez dünyaya ticaret savaşı açan, Venezuela’ya saldıran, Grönland’ı, Panama Kanalı’nı, Kanada’yı isteyen ABD yönetiminin İran’a saldırmak için İsrail kadar gerekçeleri var. ABD açısından İran meselesi İsrail güvenliği ile sınırlı değil.