Öyle ki Bakan Yardımcısı da geçen gün “Dua edin tutsun” sözleriyle uygulamakta oldukları modele olan güveninin derecesini ifade etti! İnsanlar “dualı model” diye dalga geçtiler ama mesele yalnızca her konuda olduğu gibi burada da tartışmanın hemen dinî bir zemine çekilmesinden ibaret değil. Akla, bilime, tecrübeye dayanması gereken ekonomi yönetimindeki bir uygulamanın “tutup tutmayacağından” söz ediliyor olması…
Yılbaşı piyangosu gibi çıkması veya çıkmaması ihtimal hesabına kalmış olan veya Nasrettin Hoca’nın göle çaldığı yoğurt mayası gibi, “Tutması veya tutmaması” tartışılan adımlar atan bir kafayla yönetiliyor Türk ekonomisi.
Biz de kalkmışız bu modelin adını konuşuyoruz. Başka ne yapabiliriz ki? Başka konuşacağımız bir boyutu kaldı mı ekonomi yönetiminin? Gereken her şeyi söylemedik mi? Hem adlandırma dediğimiz konu sanılandan çok daha önemli olabilir. Dil felsefecileri adlandırmanın mı nesnenin mahiyetine ilişkin anlayışımızı belirlediği yoksa nesnenin özelliklerine ilişkin algımızın mı adlandırmaya etki ettiği gibi problemleri boş yere tartışmıyorlar.