Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, İBB davasında savunma yaptı: “Ben casus diye suçlanan o oğlumun babası olduğu, büyükşehir belediye başkanının babası olmaktan dolayı yargılanıyorum.”

Savcı Hasan İmamoğlu ile tutuklu İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz arasındaki para hareketini ‘kaynağı belirsiz para alışverişi’ sayarak Hasan İmamoğlu hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Hasan İmamoğlu’nun ifadesi şu şekilde:
* Sayın başkan, sayın heyet, ben 1948’de Trabzon Akçaabat ilçesinin Cevizli Köyü’nde doğdum. Tabii böyle mahkeme salonlarına pek aşina değilim, ilk defa görüyorum. Konuşmak da ağzım alışık olmadığı için kusura bakmayın. Uzun yıllar ticaret yaptık. 60 yıldır bu ticaret hayatım var. 1990’dan beri İstanbul’dayım. Herkes gibi ticaret yaptık, nezaketlik yaptık. Daire aldık, sattık. Ama demek ki benim her daire satan her daire alan burada suçlu oluyor. Ben çok fazla size bir savunma yapmayacağım, genelde avukatlarıma bırakacağım.
* Şöyle bir şey var: Ben gayrimenkul yatırımları yapan yani hani bir de sizlerin müsaadesiyle ikametgahım nerede olduğunu burada gördük. Ama maalesef Türkiye’de ticaret yapmanın bazı şeyleri şartları varmış. Yalnız ticaret hayatımda dikkat ettiğim iki üç şey var: Bir tanesi haram yememek, birisi de çoluk çocuğa haram yedirmemektir. Ama bazı suçlamaları gördüğüm zaman hakikaten kendime hayret ediyorum. Ya bizi yetiştiremedik ya bizi suçlayanlar yetişmediler. Fakat ne gariptir ki ben şimdi pek sevmem yurt dışı yasağı… Emekli maaşıma dahi el konuldu. Galiba emekli maaşıma sizinle tespitlerinizle serbest bırakıldı. Tabii yetip yetmediğini sormanıza gerek yok, siz de işin içindesiniz.
* Bu mahkeme biraz enteresan. Dede, torun, damat üçü bir arada. Suçlar aynı. Suçların aynılığı ticaret yapmak. Keşke bize zamanında ticaret yapmanın kanunsuz bir hareket olduğunu anlatsalardı, yapmazdık.
* Ben suçumun bir kısmını bir gün İstanbul’dan ötemiz Güre Belediyesi’nde oturuyordum. Giderken gazete başlıklarına baktım. Türkiye’nin medarıiftiharı Akit gazetesinde okudum. Yazı şu: “Hasan İmamoğlu, kaynağı belli olmayan parayı torununa havale yaptı yurt dışına”. Hem kaynağı belli değil hem havale yaptım. Nerelere baksak gene bir şey olurdu. Bir de iki… Önce 3,5 milyon dolar, ine ine 380 bin avroya indi. Yani yalanların, iftiraların, itiraf adı altında aklandığı bir dönemde yaşıyoruz.
* Ben hiç kirli para kazanmadığım için aklanmaya hiç ihtiyacım olmadı. Her zaman düzgün çalıştık, kanunlu işler yaptık ve belirli yaştan sonra gücüm yetmediği için Tuncay Yılmaz’ı da genel müdür olarak atadık. Sonsuz güvenimiz vardır ve gayet de güzel idare etti. Zaten kafamız soğuduğu için ona bıraktık.
* Şimdi yine bakıyorum. Ben çok uzatmayacağım. Her şeyi avukatlarıma bırakacağım. Yalnız iki üç şey var ki konuşmadan geçemeyeceğim. Bir tanesi, hani ben burada yargılanmıyorum. Ben casus diye suçlanan o oğlumun babası olduğu büyükşehir belediye başkanının babası olmaktan dolayı yargılanıyorum. Keşke olmasaydı demeyeceğim çünkü gayet memnunum.
* Beni casusluk olayıyla yakıştırdılar. Benim doğduğum köy biraz mazisi bir köy. Rus işgalinde burası Rus karargahıydı. Köyde camiye gidip gelirken yaşlı bir adamın öyle pejmürde şekilde durduğunu görürdüm. Sorardım: “Nedir bu Hakkı dayı, niye böyle?” Der ki: “Bu Ruslara casusluk yaptığı için, işte casusluk yapanların sonu budur” diye. Bizim ailede, bizim soyumuzda böyle bir şey çıkmadı. Çünkü gazi bir dedenin yetiştirdiği kişiyim ben. O casusluğun ne olduğunu, vatana ihanetin ne olduğunu bize çok güzel anlatırdı.
* Maalesef Türkiye’de yalancılık geçim kaynağı oldu. İftiracılık, itirafçılık adı altında icra yapılıyor. Benim yurt dışı yasağım var. İstemiyorum bu saatten sonra. Ama bari iki fakülte bitirmiş torunumun, yazıktır. Yurt dışı yasağını bari kaldır. Çünkü ortak konferansları var, katılacak. Gidemiyor. Yani bunlar eziyetten başka nedir bilmiyorsunuz, bilmiyorum.
* Ama bakıyorum benim aldığım dört daire davası… Ben çok daire aldım, dört daire değil. Sadece Beyazlar’dan da almadım. Ben Vatan Emniyet’e gittiğim zaman “Üç daire aldın” dediler. “Hayır, dört” dedim. Ben düzelttim onu. Bu dört dairenin, ben daire almak satmak yasak olduğunu bilmezdim. Bilseydim öyle bir şeyi almazdık hayat boyu.
* Kendim de üretiyorum ve kendi şeyimle beraber evlatlarıma vermiş olduğum, bu fiyata vermiş olduğum daireler yüzünden de yargılanıyorlar. Yani şimdi öyle bir hale geldik ki ne almak ne satmak bize yasak. Bir de kayyım denen bir nesne atandı bize. Yani 60 yıllık bir ticaret hayatının bu kadar ayağa düşürülmesine üzülüyorum. Çekin bunları… Ben biraz daha duracaktım ama keseceğim.
* Az önce salonda bir vatandaş izledim; bu kadar rahat yalan konuşabilen bir insana ben ilk defa rastlaşıyorum ve onları gayet iyi tanıyorum, ortaklığımız da var. Yani keşke bu iş adamlarının bir sicili olsa da onları izleseniz. Hiç sicili temiz olmayanlar kendilerini öyle güzel aklıyorlar ki her yerde.
* Bir tane de milli eğitim bakanının atmış olduğu bir iftira var. FETÖ’yle okul yaptığım söylendi. Ben okul yapmadım FETÖ’yle. Tek başıma yaptım. Başaramadım. Türkiye Milli Kültür Vakfı’na bunu sattım. Onlar da başaramadı, FETÖ’ye sattı. Sonunda devlete kaldı. Yine hizmetimiz hizmettir.
* Ben sadece sorularınızı dinleyeceğim varsa, ben başka bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü artık yani bu mahkemelere gidip gele gele… Yani oğlumu izlemek… Bana hoş gelmiyor yani. Suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu, itiracılar itirafçı. Kendilerini aklayıp aklayıp çıkıyorlar onlar…
Soru-cevap
Ardından soru cevap kısmına geçildi:
Savcı: İfadenize ortak olduğunuz şirketin tüm işlerine Tuncay Yılmaz’ın baktığını beyan etmişsiniz. Bu beyanınız doğru mu? Tuncay Yılmaz’ın bütün işleri onun yürüttüğünü şirketler nezdinde.
Hasan İmamoğlu: Doğrudur.
Savcı: Tuncay Yılmaz da mahkeme huzurunda beyanlarında işlerden bilginiz olduğunu beyan etti. Bu hususa ne diyorsunuz?
Hasan İmamoğlu: Tabii ki yaptığı işleri bana sorar, öyle yapardı. Ama benim itibarım çok olduğu için hiç detaya inmemişimdir.
Savcı: Tamam, bu Güllüce Tarım şirketine kayıtlı iken birinden alım süreci var. Bu konu hakkında o süreçten bilginiz var mıydı? Ali Nuhoğlu. Güllüce İnşaat’tan alınan iki tane villa meselesi var, eylem 136.
Hasan İmamoğlu: Ali Nuhoğlu’yla işimizin hepsi ticaridir. Kesinlikle bunun dışında şirketin dışında herhangi bir şeyimiz yoktu kendisiyle.
Savcı: Peki o süreçe dahil oldunuz mu? Bilginiz var mıydı?
Hasan İmamoğlu: Sadece bilgim oldu alıyoruz yapıyoruz diye. Yani onun dışında bilgim olamadı.
Savcı: Tamam, bu eylem 34’te taraf değilsiniz. Ama bu eylem özelinde hakkınızda birtakım beyanlar var mahkeme huzurunda. Yine genel müdürünüz Tuncay Yılmaz’ın birtakım beyanı oldu. O konuyu soracağım. Hani cevap vermek zorunda değilsiniz. Bu SSB’nin Bodrum’da aldığı bir şirket var, şirkete kayıtlı bir villa var. Alım sebebi adamın villa almasıyla ilgili. Bu villa alım sürecine ilişkin bilginiz var mı?
Hasan İmamoğlu: Yok.
Savcı: Tuncay Yılmaz beyanlarında bu villa alımında bir milyon avroyu sizden aldığını beyan etti.
Hasan İmamoğlu: Bana sormuştu tabii villa alacağız diye. Tuncay Yılmaz’ı aldığımızdan sonra şirketimle pek alakam kalmadı.
Savcı: İmamoğlu İnşaat’tan bahsetmiyorum, SSB.
Hasan İmamoğlu: Tamam, aynı hesaba geliyor.
Savcı: Bu soruya cevap verip vermemek takdiriniz. Beyanı bir milyon avro elden verme meselesi nasıl oldu acaba? Nereden verdiniz? Ve bu paranın kaynağı var mıydı?
Hasan İmamoğlu: Tuncay Yılmaz bana yaptığı işleri sorar ama takibine gerek görmem onaylarım.
Savcı: Yok şeyden bahsediyorum. Bir milyon avro parayı elden sizden almış. Bu konu hakkında bilginiz var mı?
Hasan İmamoğlu: Benim şirketimde her zaman para olur.
Savcı: Bir SEGBİS kaydı. 1 milyon avrodan bahseidyorum. Bu parayı Hasan İmamoğlu’ndan aldığınız süreç nasıl gelişti? Tuncay bey diyor ki detayını hatırlamıyorum, sadece o dönemde yapmış olduğu gayrimenkul sayışlarından elde ettiği bir gelir vardı. O sırada şirkette parasını verdi. Avukat bey paranın kaynağı Hasan bey olduğunu söylüyor sonuç itibariyle borç mahiyetinde.
Hasan İmamoğlu: Tuncay bey benden bundan parayı aldı.
Savcı: Bir milyon avro paradan bahsediyor.
Hasan İmamoğlu: Tamam. O benim hesabımda her zaman para olurdu. Bazen sormadan kullanırdı, bazen de sonra tabii ki büyük meblağları karşılıklı anlaşarak kullanırdık.
Savcı: Anlıyorum, onunla ilgili sıkıntı yok. Ben merak ettim, şu 1 milyon avronun bir muhasebe kaydı var mı? Tuncay bey bu parayı verirken muhasebe kaydı oldu mu? Bunu anlamaya çalışıyorum.
Hasan İmamoğlu: Vallahi ben şirketle ilgilenmediğim için muhasebe kaydı var mı diye incelemedim. Mutlaka vardır.
Savcı: Bu dosyaya sunuldu mu acaba? Dosyaya sunuldu mu? 1 milyon avro paranın verme süreciyle ilgili muhasebe kayıtları dosyaya sunuldu mu? Avukatlarınız takip etti mi süreci?
Hasan İmamoğlu: Vallahi onları avukatlar cevap versin. Ben şu anda o konuda fazla bilgim yok.
Avukat: Sayın başkan, şöyle. Ben itiraz mı var bu soruya? Evet, itiraz ediyorum. Çünkü başından sonuna kadar bakın devamlı itiraz ediyorum soruya. Şundan dolayı. Bir, iddianamede böyle bir isnat yok. Dolayısıyla müvekkil bu soruya hazırlıklı gelmiş değil.
Mahkeme başkanı: Avukat bey orada şimdi şöyle. O eylemde Tuncay Yılmaz’la ilgili isnada ilişkin orada konunun muhatabı olarak soruluyor o soru.
Avukat: Şimdi anlıyorum sayın başkan. Zaten sonuçta sanık zaten cevap veriyor. Bakın bu konuda bir cevap vermemek yok. Sanık cevap veriyor bu soruya. Ama sorunun nasıl sorulduğu önemli. Şimdi siz derseniz ki elden para almış derseniz burada yanıltıcı bir soru olur. Ve buna itiraz etmem normal. Ve soru o eksende devam ediyor. Dolayısıyla en baştan düğmeye yanlışlık diyoruz. E bunu itiraz etmeyeceğiz de ne yapacağız sayın başkan? Ben bu soru sürecinin tamamına bu nedenlerden dolayı itiraz ediyorum. Sayın başkan, sizin takdirinizde. Sanık zaten cevap verdi. Sağ olun.
Savcı: Bu hususta benim bir talebim var, aklama iddiası olduğu için para kaynağı belli olmadığı için araştırılmasını istiyorum. Bu anlamda Tuncay Yılmaz’ın mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanlar istinaden Hasan İmamoğlu için eylem 34 yönünde suç duyurusunda bulunmasına karar verilmesini talep olunur. Aklama iddiası olduğu için.
Avukat: Şimdi sayın başkan, ben buna da itiraz ediyorum. Şundan dolayı. CMK çok açık. Bakın geçen de aynısı oldu. Şimdi burada bir sorgu devam ediyor. Sayın savcımız bu arama mütalaaları anladığım kadarıyla pek seviyor. Ama bu usule aykırıdır. Sayın başkan bu usule aykırıdır. Hasan İmamoğlu’nun ifadesi bitsin. Her zaman talepte bulunabildiği gibi iddianame kapsamında ama sorgu devam ederken bunu yapamaz CMK gereği.