30 Mart öncesindeki atmosferin dağılacağına dair bir işaret yok. Kaygılar ve korkular, makul çoğunluğu tedirgin ediyor.
Ailelerin içine kadar giren farklılaşma, yılların dostluklarını sarsan tavırlar, sağlam olduğuna inanılan bağları zorlayan müsamahasızlık giderek yayılıyor.
En çok savunulan fikir ve ifade hürriyeti, unutulan değerler arşivine gönderilmek üzere…
Yıllardır dostluk sergileyen, samimi arkadaşlık eden insanlar, eleştirilere ciddi analizlerle cevap vermek yerine hakaret, aşağılama ve alaya alma seviyelerine savruluyor.
Hele medyada farklı kulvarda muharebe düzeni alanlar, şeref ve haysiyet cellâtlığı ile kin, nefret ve intikam soluyorlar.
Taraflar, kendilerine katılmayanları, höpürdetme ve köpürtme dalgalarında sörfe yanaşmayanları, neredeyse harp kaçkını ilan edecekler.
Hava öylesine ağırlaştı, savrulmalar öylesine hızlandı ki, mahalle baskılarına dayanmak, makul çizgide yatıştırıcı olmaya çalışmak ise hiç kolay değil.
Hâlbuki Türkiye, bu gerilim ve kutuplaşma atmosferinde sağlıklı olarak yaşamaya devam edemez. Bu yüksek siyasi ve toplumsal tansiyon, mutlaka bir arıza çıkaracaktır.