PKK’nın bitip bitmeyeceği, gerçek bitişi MGK karar alsa da tartışılmaya devam edilecektir. Zira Suriye’de PYD, İran’da PAK-PJAK gibi adlar almış, Türkiye’de KADEK ve KCK olmuş, geniş çapta organizasyon ile am üç kuşak boyu devam etmiş bir silahlı eylem örgütü gerçeği ile yüz yüzeyiz. Bunun milyonlarca insanı içine alan bir sosyal bağlar ve kültür anlamına geldiği de unutulmamalıdır.
Ancak PKK’nın bitişini 2024 fesih kongresi veya 18 Ağustos 2026 tarihi ile (“çerçeve yasa”nın Resmi Gazete’de yayımı) ya da MGK’nın bu Eylül-Ekim ayı içinde alması muhtemel “fesih kararı” ile anmak yanıltıcı olabilir. PKK daha önceden tasfiye olmuş olabilir.
Bu tasfiyeyi, 1993 ateşkesi ile başlatanlar vardır. Zira PKK, “siyaset yapma iradesi”ni bu tarihte ilan etmiştir. Öcalan, “silahları bırakma” iradesini bu tarihte beyan etmiştir. Kimileri ise bu tarihin 1999 olduğu görüşündedir. Öcalan’ın yakalanması ile İmralı’dan militanlarına, “Türkiye’yi terk et” çağrısı yapması, PKK’nın bitiş tarihi olarak kabul edilir.
Ancak PKK sonra yeniden canlanmıştır. İktidara henüz gelmiş AKP’ye karşı “MGK’nın savaş kararı”nın Kandil’e iletilmesi 4-5 yıldır ilan edilmiş tek taraflı ateşkes sona ermiş, silahlı mücadele yeniden başlamıştır. Bunu, 2014 yılındaki “Hendek Savaşları” izlemiştir.
PKK’nın “sahadan tasfiyesi” ya da “eylem yapamaz hale gelmesi”nin savaş teknolojisinin geliştiği 2016 yılı ve sonrası ile açıklayanlar da vardır. Sahiden de PKK, İHA ve SİHA operasyonları sonrası Türkiye’de adeta silinmiş, eylem yapamaz hale gelmiştir. Bu yüzden bazı milliyetçiler, “örgütün zaten tasfiye olduğunu, açılım sürecine gerek olmadığını” savunmaktadırlar.
Sovyetler Birliği’nin dağılması ve sosyalizmin çözülüşünden sonra PKK’da bir “anlam krizi” yaşandığını bizatihi Öcalan söylemiş, “PKK’nın daha sonra birbirini tekrar eden eylemler yaptığını” ve “varlığının gereksiz hale geldiğini” eklemiştir. Bu “eski hakikatlar”, PKK’nın bitişinde unutulmaması gereken başka kesitlerdir.