Doğuştan işitme ve konuşma engelli Mehmet Tanır İlhan, ‘yasadışı slogan atmak’, ‘uyarıya rağmen dağılmamak’, ‘polise taş, molotof atmak’ suçlamalarının yer aldığı iddianameyle ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla üç buçuk yıl tutuklu yargılandı.
Şartlı tahliyeyle Mart ayında özgürlüğüne kavuşan ve dosyası Anayasa Mahkemesi’ne taşınan İlhan, ilk birkaç ayını ağlayarak geçirdiği cezaevi günlerini kardeşi Mürşit İlhan’ın tercümanlığında anlattı: “Allah kimseyi düşürmesin.”

Cumhuriyet’ten Hilal Köse’nin haberine göre İlhan’ın yargıyla olan hikayesi, 2011 genel seçimleri sürecinde yaşandı.
Fiziksel şiddete maruz kaldı, sabah bırakıldı
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), ‘Emek, Barış ve Demokrasi Bloku’nun yedi bağımsız adayının, adaylığını iptal etmişti.
Karar, bağımsızları destekleyen kesim tarafından Türkiye’nin birçok yerinde protesto edilirken, Mersin’de, 24 Nisan 2011 günü saat 23.30 sıralarında, Okan Merzeci Bulvarı’ndaki 60 kişilik gruba polis müdahale etti.
İlhan, bu grubun içinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alındı, fiziksel şiddete maruz kaldı, sabah da bırakıldı.
Polis tutanağına göre, BDP il binası önünde yapılan basın açıklamasında görüntülenen İlhan’ın üzerinde kenarı işlemeli çiçek desenli eşarp, yarım limon ve ‘görevli’ yazılı yaka kartı vardı.
İlhan’ın saldırı yaptığı tespit edilemedi
Tutanaktaki tespit şöyleydi: “Görüntünün 00.02.16’ncı saniyesinde Mehmet Tahir İlhan isimli şahsın grup içinde yer aldığı görüldü…”
Bir saniyelik görüntüyle, 5 Aralık 2011’de tutuklandı, dört ayrı suçtan yargılandı: “Görevi yaptırmamak için direnme, örgüt adına suç işleme, örgüt propagandası, izinsiz gösteri.”
Müşteki sıfatıyla duruşmaya katılan polis memuru, “Çenemden yaralandım. Şikayetçiyim. Ama beni yaralayan şahısları görmedim, tanımıyorum” demiş, iddianamede, eylemcilerden polise molotof atıldığı ancak İlhan’ın saldırı yaptığının tespit edilemediği belirtilmişti.
İlhan, bu dosyadan 8 yıl 4 ay hapse mahkum edildi. Yargıtay, örgüt propagandası ve izinsiz gösteri iddiasıyla ilgili hukuki durumun yeniden tayinini isteyerek kararı bozdu. İkinci yargılamada, 7 yıl 1 ay hapse çarptırıldı.
İlhan’ın diğer dosyasının konusu ise BDP’nin ‘demokratik çözüm çadırı’na gitmiş olmasıydı.
Adana 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararındaki tespitse şöyleydi: “Çadırlar kurulduklarından beri PKK adına gerçekleştirilen eylemlerin merkezi oldu. Ses sistemiyle yasadışı konuşmalar yapılarak, terör örgütü övüldü.”
‘Benim zaten dilim yok, kulağım yok’
İlhan, ‘örgüt adına suç işlediği’ gerekçesiyle bu davada da 4 yıl 2 ay hapse mahkum edildi. Bu dosya, Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi’nde temyizde. Çadırda, birinde yalnız olmak üzere iki gece geçirmişti.
İlhan, kardeşi Mürşit İlhan’ın tercümanlığında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Sebze halinde çalışıyorum. İşten çıkardım, canım sıkılırdı, çadırın olduğu yere giderdim. Kalabalık oluyordu. Ne olsa ‘Herkes gidiyor’ diyordum. Eylemin olduğu gün arkadaşlarımı gördüm. Yanlarına gider gitmez, gazlı müdahale başladı. Benim zaten dilim yok, kulağım yok.”
Çadırda toplam iki gece kalıp ‘bekçilik’ yaptığını aktaran İlhan cezaevini şu sözlerle anlatt: “Her gün kavga dövüş olurdu. Ben kimsenin dediğinden bir şey anlamıyordum. Kimse de beni anlamıyordu. Zorla temizlik yaptırdılar. Beni rahat bıraksınlar diye mecburen para veriyordum. Çok sıkıntı çektim. En çok gökyüzüne bakmayı özledim. Tahliye olunca dünyalar benim oldu.”
‘Bir kere bile tercüman getirmediler’
Ağabey Mürşit, “Derdimizi kimseye anlatamadık” diyerek, şöyle devam etti: “Kürkçüler Cezaevi’nde görüşe her gittiğimizde ağlıyordu. Çok zor alıştı. ‘Ben niye buradayım? Ben bir şey yapmadım’ diyordu. Arkadaşları en ufak haraketini yanlış anlıyordu, kavga ediyorlardı. Kendini anlatamayınca sinirleniyordu. İhtiyaçlarını gardiyanlara iletmek için de arkadaşlarına muhtaçtı. Tutuklu olduğu sürede bir kere bile tercüman getirmediler. Ailesine biz baktık. Ben, 50 bin lira harcadım. İçeride çok parası gidiyordu. Boncuk işlemeyi öğrendi, 300 liralık boncuk alıyordum. Yarısını başkaları alıyordu… ”
Yönetmen Ender Yeşildağ, Mehmet Tahir İlhan’ın yaşadıklarını, ‘Duyulmayan’ adlı belgeselinde anlattı. Belgesel, festivallerde gösterilecek.